Metindeki Yargıtay kararlarına göre, çevrenin kasten kirletilmesi suçlarında (TCK m. 181) bilirkişi raporunun içeriği ve niteliği nasıl olmalıdır? Yetersiz bir bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması neden bir bozma sebebidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213256

Metindeki Yargıtay kararları (örn: Yargıtay 4. CD, E:2012/38401, K:2014/36708 ve Yargıtay 18. CD, E: 2015/38775, K: 2017/10966), bilirkişi raporunun bu suç tipindeki merkezi rolünü ve taşıması gereken nitelikleri vurgulamaktadır. Rapor şu özellikleri taşımalıdır: 1) Uzmanlık: Rapor, üniversitelerin ilgili uzmanlık alanlarından (çevre, kimya, ziraat mühendisliği, su ürünleri vb.) seçilmiş, konunun uzmanı bir heyet tarafından hazırlanmalıdır. 2) Mevzuatla İlişkilendirme: Rapor, sadece genel ve soyut ifadelerle 'kirlilik oluşmuştur/oluşmamıştır' demekle yetinmemelidir. Suça konu atığın niteliğini bilimsel olarak saptamalı ve bu atığın, suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan ilgili yönetmeliklerin (örn: Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, Toprak Kirliliğinin Kontrolü ve Noktasal Kaynaklı Kirlenmiş Sahalara Dair Yönetmelik) hangi maddesine, ekine veya standart değerine aykırı olduğunu 'birebir ilişki kurmak suretiyle' açıkça göstermelidir. 3) Denetime Elverişlilik: Raporun en önemli özelliği, 'Yargıtay denetimine imkan sağlayacak' içerikte ve ayrıntıda olmasıdır. Soyut, genel geçer ifadelerle dolu, yasal dayanakları gösterilmeyen bir rapor, hükmün hukuki denetimini imkansız kıldığı için yetersiz kabul edilir. Yetersiz bir rapora dayanılarak hüküm kurulması, 'eksik inceleme/kovuşturma' nedeniyle bir bozma sebebidir. Çünkü mahkeme, suçun maddi unsurlarından olan 'teknik usullere aykırılık' ve 'çevreye zarar verecek şekilde olma' potansiyelini, hukuki ve bilimsel dayanaktan yoksun bir şekilde, keyfi olarak tespit etmiş olur. Bu durum, adil yargılanma hakkının ve hükmün gerekçeli olması ilkesinin (CMK m. 230) ihlali anlamına gelir.