Metinde, Yargıtay'ın müstakar kararlarında 'kod adı kullanmayan' ve 'ByLock'a dahil olmayan' sanıklar için TCK m. 30/1'deki hata hükümlerinin değerlendirildiği belirtilmektedir. Bu iki kriterin, failin kastının veya hatasının tespitindeki rolü nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213243

Bu iki kriter, failin örgütle olan bağının niteliğini ve örgütün illegal yapısından haberdar olup olmadığını anlamada Yargıtay tarafından kullanılan önemli göstergeler olarak kabul edilmektedir. Rolleri şöyledir: 1) ByLock Kullanımı: Yargıtay, ByLock'u FETÖ/PDY'nin örgütsel iletişimi sağlamak ve gizliliği temin etmek amacıyla oluşturduğu özel bir iletişim ağı olarak kabul etmektedir. Bu ağı kullanan bir kişinin, sıradan bir iletişim programı değil, örgütsel bir araç kullandığını bildiği ve dolayısıyla örgütün gizli ve illegal bir yönü olduğunun farkında olduğu varsayılır. ByLock kullanımı, failin örgütsel bir faaliyet içinde olduğuna ve yapının sıradan bir cemaat olmadığının bilincinde olduğuna dair güçlü bir karine olarak görülür. Bu nedenle ByLock kaydı olan bir sanığın 'ben yapının terör örgütü olduğunu bilmiyordum' şeklindeki hata (TCK m. 30/1) iddiası genellikle inandırıcı bulunmaz. 2) Kod Adı Kullanımı: Kod adı kullanmak da benzer şekilde, gizlilik ve illegalite gerektiren bir faaliyetin işaretidir. Legal ve meşru bir yapı içinde kişilerin kimliklerini gizleyerek kod adı kullanmaları olağan değildir. Bir kişinin örgüt içinde kod adı kullanması, onun bu yapının gizli bir hiyerarşisi ve amacı olduğunun farkında olduğunu, kimliğini gizleme ihtiyacı hissettiğini ve dolayısıyla yapının illegal yönünü bildiğini gösteren bir emare olarak kabul edilir. Bu nedenle kod adı kullanan bir sanığın da hata iddiası zayıflar. Sonuç olarak, bu iki kriterin yokluğu, sanığın örgütün sadece legal ve vitrindeki yüzüyle (dershane, okul, gazete vb.) temas kurmuş olabileceği, gizli ve illegal yapısından haberdar olmayabileceği ihtimalini güçlendirir. Bu durumda Yargıtay, sanığın TCK m. 30/1'deki hata hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağının daha titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini düşünmektedir.