TCK m. 2/3, 'Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.' demektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/444 K. sayılı kararında bu ilke, TCK m. 43/3 ile TCK m. 44 arasındaki ilişkiyi yorumlarken nasıl kullanılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213237

Yargıtay CGK'nın 2018/444 K. sayılı kararında, tek bir fiil (tek atış) ile bir kişinin kasten öldürülmeye teşebbüs edilmesi ve yanında bulunan başka bir kişinin de olası kastla yaralanması durumu ele alınmıştır. Kurul, bu durumda TCK m. 44'te düzenlenen 'farklı neviden fikri içtima' hükmünün uygulanması gerektiği sonucuna varmıştır. Bu sonuca ulaşırken TCK m. 2/3'teki kıyas yasağını temel bir argüman olarak kullanmıştır. Şöyle ki: TCK m. 43 (zincirleme suç ve aynı neviden fikri içtima) kendi 3. fıkrasında 'Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz' diyerek bu suçlar için bir istisna getirmiş ve mağdur sayısınca ayrı ayrı ceza verileceğini (gerçek içtima) belirtmiştir. Ancak, TCK m. 44 (farklı neviden fikri içtima) metninde böyle bir istisnaya yer verilmemiştir. CGK, TCK m. 43/3'teki istisnanın, farklı bir kurum olan TCK m. 44 için 'kıyasen' uygulanamayacağını belirtmiştir. Kıyas yasağı, sanık aleyhine bir sonuç doğuracak şekilde kanundaki boşlukların doldurulmasını veya istisnai hükümlerin genişletilmesini engeller. TCK m. 43/3 istisnai bir hükümdür. Bu istisnayı, lafzında yer almadığı halde TCK m. 44'e de uygulamak, sanık aleyhine kıyas ve genişletici yorum anlamına gelecektir. Bu nedenle CGK, TCK m. 2/3'teki ilkeye dayanarak, TCK m. 44'ün istisnasız uygulanması ve faile sadece en ağır suç olan kasten öldürmeye teşebbüsten ceza verilmesi, yaralama suçundan ise ayrıca ceza verilmemesi gerektiğine karar vermiştir.