TCK m. 181/2'de düzenlenen 'atık veya artıkları izinsiz olarak ülkeye sokma' suçu ile aynı maddenin 1. fıkrasında düzenlenen 'çevreye verme' suçu arasındaki temel farklar nelerdir? Bu iki suç arasında fikri içtima uygulanabilir mi?
Bu iki suç tipi, fiil, korunan hukuki yararın kapsamı ve oluşum anı bakımından önemli farklar içerir: 1) Fiil ve Oluşum Anı: - TCK m. 181/1'deki suç, atık veya artıkların yurt içindeki bir alıcı ortama (toprak, su, hava) 'verilmesi', 'bırakılması' veya 'dökülmesi' ile oluşur. Fiil, bir kirlilik eylemidir. - TCK m. 181/2'deki suç ise, atık veya artıkların 'izinsiz olarak ülkeye sokulması' fiiliyle oluşur. Bu suç, atıkların gümrük hattından geçirilmesiyle tamamlanır. Atıkların daha sonra ülke içinde bir yere dökülüp dökülmemesi, bu suçun oluşumu için şart değildir. Bu bir ithal etme eylemidir. 2) Korunan Hukuki Yarar: - TCK m. 181/1, öncelikli olarak yurt içindeki 'çevre sağlığını' ve ekolojik dengeyi korur. - TCK m. 181/2 ise, çevre sağlığını korumanın yanı sıra, ülkenin bir 'atık çöplüğü' haline gelmesini önleyerek 'kamu sağlığını' ve 'devletin egemenlik hakları' çerçevesinde koyduğu ithalat rejimini de korur. 3) Fikri İçtima Uygulaması: Bu iki suç arasında fikri içtima (TCK m. 44) uygulanması zordur, çünkü genellikle tek bir fiille işlenmezler. Fail, önce atıkları izinsiz olarak ülkeye sokar (TCK m. 181/2), daha sonra ayrı bir fiille bu atıkları ülke içinde bir dereye veya toprağa döker (TCK m. 181/1). Bu durumda iki ayrı ve bağımsız fiil söz konusudur. Dolayısıyla, failin her iki fiili de işlemesi halinde 'gerçek içtima' kuralları uygulanır ve her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılır. Eğer çok istisnai bir durumda, örneğin atık yüklü bir geminin Türk karasularına girer girmez atıkları denize boşaltması gibi, tek bir hareketle hem ülkeye sokma hem de çevreye verme fiillerinin işlendiği iddia edilebilirse, bu durumda fikri içtima tartışılabilir. Ancak genel kural, bu iki fiilin ayrı eylemler olduğu ve gerçek içtima hükümlerinin uygulanacağı yönündedir.