Metindeki Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/2665 K. sayılı kanun yararına bozma kararında, adli para cezasının ödenmemesi üzerine doğrudan açık ceza infaz kurumunda infaza başlayan hükümlünün firar etmesi durumunda, kapalı ceza infaz kurumuna iade edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu kararın temelindeki hukuki argüman nedir ve 'kıyas yasağı' ilkesiyle nasıl bir bağlantı kurulmuştur?
Söz konusu kararın temelindeki hukuki argüman, hükümlünün durumunu ağırlaştıran disiplin yaptırımlarının ve infaz rejimindeki değişikliklerin kanunda açıkça düzenlenmesi gerektiği ve bu konuda sanık aleyhine kıyas yapılamayacağıdır. Bağlantı şöyledir: 1) İlgili Mevzuatın Kapsamı: 5275 sayılı Kanun'un 14/4. maddesi ve Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği'nin 12/1-b maddesi, disiplin cezası alan veya firar eden hükümlülerin kapalı kuruma 'iade edileceğini' düzenlemektedir. Yargıtay, 'iade edilir' sözcüğünün, daha önce kapalı kurumda olup da iyi hali nedeniyle açık kuruma 'ayrılan' bir hükümlünün, kuralları ihlal edince geldiği yere geri gönderilmesi anlamına geldiğini yorumlamaktadır. 2) Kanuni Boşluk: Metinde ve Yargıtay kararında vurgulandığı üzere, cezasının infazına 'doğrudan doğruya' açık ceza infaz kurumunda başlayan bir hükümlünün (örneğin adli para cezasından çevrilen hapsin infazı gibi) firar etmesi halinde kapalı kuruma gönderileceğine dair mevzuatta 'açık bir hüküm' bulunmamaktadır. 3) Kıyas Yasağının Uygulanması (TCK m. 2/3): Yargıtay, bu kanuni boşluğun, kapalıdan açığa geçenler için öngörülen kuralın 'kıyasen' doğrudan açıkta infaza başlayanlara uygulanarak doldurulamayacağını belirtmektedir. Çünkü firar nedeniyle kapalı kuruma gönderilmek, hükümlünün durumunu ağırlaştıran bir disiplin yaptırımı ve infaz rejimi değişikliğidir. Ceza ve infaz hukukunun temel ilkelerinden olan 'kanunilik' ve 'kıyas yasağı', sanık veya hükümlü aleyhine sonuç doğuracak düzenlemelerin genişletici veya kıyas yoluyla yorumlanmasını engeller. Mevzuatta açıkça yazmayan bir yaptırımın uygulanması, kanunilik ilkesinin ihlali olacaktır. Bu nedenle, kanunda açık hüküm bulunmadığından, doğrudan açık kurumda infaza başlayan hükümlü firar etse bile kapalı kuruma 'iade' edilemez.