Metindeki Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2012/9472 K. sayılı kararında, sanıklar hakkında görevi ihmal veya ihaleye fesat karıştırma suçlarından 'ceza verilmesine yer olmadığına' veya 'beraat' kararı verilmesi, hangi usul kuralına aykırılık nedeniyle bozulmuştur? Bu usul kuralının adil yargılanma hakkı açısından önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #213216

Söz konusu Yargıtay kararında, yerel mahkemenin verdiği 'ceza verilmesine yer olmadığına' ve 'beraat' kararları, 'gerekçeden yoksun olarak' verilmiş olmaları nedeniyle bozulmuştur. Bu durum, CMK m. 230'da düzenlenen 'Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar' başlıklı maddeye ve Anayasa m. 141'deki 'Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır' hükmüne aykırılık teşkil etmektedir. Bu usul kuralının adil yargılanma hakkı açısından önemi şudur: 1) Yargısal Denetime Olanak Tanıması: Gerekçeli karar, taraflara ve özellikle üst mahkemeye (Yargıtay'a), mahkemenin hangi delillere dayandığını, bu delilleri nasıl değerlendirdiğini, iddia ve savunmalara neden itibar edip etmediğini ve sonuç olarak hukuki nitelemesini nasıl yaptığını anlama imkanı verir. Yargıtay kararında belirtildiği gibi, gerekçe, 'Yargıtay'ın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için' zorunludur. Gerekçesiz bir karar, hukuki denetimi imkansız kılar. 2) Tarafları Tatmin Etmesi ve Hukuki Güvenlik: Kararın gerekçesi, davanın taraflarına (sanık, katılan) yargılamanın keyfi değil, hukuki ve mantıksal bir temele dayandığını gösterir. Bu, karara karşı güveni artırır ve hukuki güvenlik ilkesine hizmet eder. 3) Keyfiliğin Önlenmesi: Mahkemeleri karar verirken dayanacakları hukuki ve fiili sebepleri açıklamaya zorlayan gerekçe yükümlülüğü, yargısal keyfiliğin en önemli panzehiridir. Hakim, ulaştığı sonucu akla ve hukuka uygun sebeplerle açıklamak zorunda kalır. Kararda Yargıtay, mahkemenin sanıkların eylemlerini, suç kastlarını, iştirak durumlarını tartışmadan, iddia ve savunmalara ilişkin değerlendirmeleri gerekçeye yansıtmadan hüküm kurmasını, CMK m. 230 ve 232'ye aykırı bularak bozma nedeni yapmıştır.