Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre, sanık veya müşteki olarak ifade vermeye çağrılan bir kişinin 'susma hakkı' ile 'ifadeye gitme yükümlülüğü' arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Bu iki kavram birbiriyle çelişmez. 'İfadeye gitme yükümlülüğü', usulü bir zorunluluktur. CMK uyarınca, kanuna uygun olarak çağrılan herkes (tanık, şüpheli, sanık) belirtilen yere ve zamana gitmekle yükümlüdür. Çağrıya uymamak, zorla getirme gibi yaptırımlara yol açabilir. 'Susma hakkı' ise, ifade vermeye gidildiğinde başlayan maddi bir haktır. Şüpheli veya sanık, ifade vermeye gitmek zorundadır, ancak ifade sırasında kendisine yöneltilen sorulara cevap vermek zorunda değildir. Kimlik bilgilerini verdikten sonra, avukatıyla görüştükten veya tek başına, 'susma hakkımı kullanıyorum' diyerek ifade vermeyi reddedebilir. Yani, ifadeye gitmek zorunludur, ancak ifade vermek (konuşmak) zorunlu değildir. (Kaynak: ayboga.av.tr/ifadeye-cagrilmak/)