Bir sözleşmenin kurulmasında, taraflardan birinin vekilinin yaptığı hile, TBK m. 36 uyarınca 'üçüncü kişinin hilesi' olarak mı, yoksa 'sözleşmenin tarafının hilesi' olarak mı kabul edilir? Bu ayrımın pratik sonucu nedir?
Vekilin yaptığı hile, 'sözleşmenin tarafının hilesi' olarak kabul edilir. TBK m. 36'ya göre, üçüncü bir kişinin hilesi nedeniyle sözleşmenin iptal edilebilmesi için, karşı tarafın (lehine hile yapılanın) sözleşme anında bu hileyi bilmesi veya bilebilecek durumda olması şartı aranır. Ancak vekil, temsil ettiği kişi adına ve hesabına hareket ettiği için, sözleşme hukuku anlamında 'üçüncü kişi' sayılmaz. Vekilin iradesi ve eylemleri, temsil ettiği tarafın iradesi ve eylemleri olarak kabul edilir. Bu nedenle, vekilin yaptığı hile, doğrudan tarafın hilesi sayılır ve karşı tarafın bu hileyi bilip bilmediğine bakılmaksızın, aldatılan taraf sözleşmenin iptalini isteyebilir. Bu, vekilin hilesinin ispatını kolaylaştıran önemli bir sonuçtur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/hile-aldatma-nedir-tbk.html)