Bir özel okulun, COVID-19 pandemisi gibi mücbir bir sebeple idari kararla kapatılması durumunda, velilerin ödediği okul ücretlerinin (eğitim, yemek, servis) iadesi talebi Borçlar Kanunu'nun hangi ilkesine dayanır? Bu durumda 'ifa imkansızlığı' mı, yoksa 'aşırı ifa güçlüğü' mü söz konusudur?
Bu talep, TBK m. 136 ve 137'de düzenlenen 'ifa imkansızlığı' ilkesine dayanır. İdari kararla okulların kapatılması, okulun 'yüz yüze eğitim verme' edimini borçlunun (okulun) sorumlu tutulamayacağı bir nedenle imkansız hale getirir. Bu bir 'kısmi ifa imkansızlığı'dır. Aşırı ifa güçlüğü (TBK m. 138) ise ifanın mümkün olduğu ancak koşulların ağırlaştığı durumlar için geçerlidir. Burada ise yüz yüze eğitim, yemek ve servis hizmeti hukuken ve fiilen imkansızlaşmıştır. TBK m. 136'ya göre, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkansızlık sebebiyle borcundan kurtulan borçlu (okul), karşı taraftan almış olduğu edimi (ücretleri) sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür. Verilen uzaktan eğitimin, yüz yüze eğitimin tam karşılığı olmadığı kabul edilir ve verilmeyen hizmetlere (yemek, servis vb.) ilişkin ücretlerin iadesi gerekir. (Kaynak: or.av.tr/koronavirus-nedeniyle-ozel-okul-ucret-iadesi/)