Bir tacirin, aşırı riskli ticari işlemler yaparak ve borçlarını ödemekte dikkatsiz davranarak iflasına neden olması, ancak bu süreçte mal kaçırmaya yönelik hileli bir eylemde bulunmaması durumunda, bu fiile azmettiren veya yardım eden kişilerin cezai sorumluluğu TCK açısından mümkün müdür? Metindeki iştirak hükümleri bu duruma nasıl uygulanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #212355

Bu durum oldukça tartışmalı bir hukuki sorun teşkil eder. Taksirli suçlar, kural olarak iştirake elverişli değildir, çünkü iştirak, ortak bir suç işleme kararını ve kastını gerektirir. Taksirli iflas (TCK m. 162) da bir taksirli suçtur. Dolayısıyla, bir kişinin taksirli eylemine 'azmettirmek' veya 'yardım etmek' teorik olarak mümkün olmamalıdır. Ancak metinde, 'Hileli iflas ve taksirli iflas suçları iştirak kuralları bakımından bir özellik göstermemektedir. Dolayısı ile bu suçla ilgili olarak iştirake ilişkin genel hükümler uygulanacaktır.' şeklinde bir ifade yer almaktadır. Bu ifadenin lafzı, taksirli iflasa iştirakin mümkün olduğu şeklinde yorumlanabilir. Ancak bu, ceza hukuku genel prensipleriyle çelişir. Doktrinde bu gibi durumlar, 'taksirli suça iştirak' değil, her bir kişinin kendi bağımsız taksirli fiilinden sorumlu olması (faillik) şeklinde açıklanır. Örneğin, bir tacire sürekli olarak 'daha fazla risk al, korkma' diyerek onu pervasız harcamalara teşvik eden bir danışmanın eylemi, iştirakten ziyade, eğer şartları varsa, ayrı bir taksirli fiil olarak değerlendirilebilir. Metnin bu konudaki ifadesi, ceza hukuku genel teorisi açısından sorunlu olup, muhtemelen hileli iflas için geçerli olan genel kuralın taksirli iflas için de sehven tekrar edilmesinden kaynaklanmaktadır.