Bir mirasçı, mirasbırakandan aldığı vekaletnameyi kötüye kullanarak mirasbırakanın bir taşınmazını üçüncü bir kişiye satarsa, diğer mirasçıların bu işleme karşı açacağı davada hukuki talep kime yöneltilmelidir ve bu talebin hukuki dayanağı ne olmalıdır? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2020/1101 E. sayılı kararı bu konuda neyi aydınlatmaktadır?
Bu durumda diğer mirasçılar, hem muris muvazaası hem de vekalet görevinin kötüye kullanılması olmak üzere iki farklı hukuki nedene dayanabilirler. Ancak talebin yöneltileceği kişi ve hukuki dayanak değişir. Metindeki Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2020/1101 E., 2021/3651 K. sayılı kararı bu ayrımı netleştirmektedir: 1) **Muris Muvazaası Talebi:** Eğer işlemin mirastan mal kaçırma amacıyla muvazaalı (danışıklı) olduğu iddia ediliyorsa, dava taşınmazı devralan üçüncü kişiye karşı 'tapu iptali ve tescil' talebiyle açılır. Bu davada vekil olan mirasçının bir sorumluluğu yoktur, çünkü o sadece bir aracıdır. 2) **Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması Talebi:** Eğer vekil olan mirasçının, vekalet sözleşmesinden doğan sadakat ve özen borcuna (TBK m. 506) aykırı hareket ederek terekeyi zarara uğrattığı iddia ediliyorsa, bu durumda dava doğrudan 'vekil olan mirasçıya' karşı 'tazminat' talebiyle açılır. Yargıtay kararında, vekil olan davalının aynı zamanda mirasçı olması nedeniyle, diğer mirasçıların ondan kendi miras payları oranında tazminat isteyebileceği ve bu davanın dinlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla, taşınmazı geri almak için üçüncü kişiye, vekilin eyleminden doğan zararı gidermek için ise vekil olan mirasçıya dava yöneltilebilir.