Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre 'siyasal veya askeri casusluk' suçunun oluşabilmesi için, failin 'yabancı bir devlet yararına' hareket etmesi unsurundan ne anlaşılmalıdır? Bir partinin istihbarat örgütüne bilgi sızdırmak bu suçu oluşturur mu?
Metinde yer alan Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2014/4290 E. sayılı kararında bu unsur detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay'a göre, casusluk suçunun oluşabilmesi için aranan 'yabancı bir devlet yararına' hareket etme unsuru, fail ile lehine casusluk yapılan yabancı devlet arasında bir anlaşmanın veya ilişkinin varlığını gerektirir. Temin edilen sırların, bu yabancı devletin resmi kurumlarına iletilmek amacıyla toplanması gerekir. Bu bağlamda, her yabancı örgüt veya oluşum 'yabancı devlet' olarak kabul edilmez. Yargıtay, söz konusu kararında, sanıkların Kuzey Irak merkezli bir partinin istihbarat örgütü olduğu iddia edilen 'Parastin'e bilgi sızdırdığı olayda, bu partinin ve istihbarat örgütünün suç tarihi itibarıyla TCK'nın ilgili maddeleri kapsamında 'yabancı devlet' statüsünde olup olmadığının yetkili mercilerden (Dışişleri Bakanlığı vb.) araştırılması gerektiğine hükmetmiştir. Dolayısıyla, bir partinin istihbarat örgütüne bilgi sızdırmak, ancak o örgütün bir devletin resmi organı olduğu veya bir devlet adına hareket ettiği kanıtlanırsa casusluk suçunu oluşturabilir. Aksi takdirde, fiil başka suçları (örneğin terör örgütüne yardım) oluşturabilir.