Ceza Kanunu (TCK) uygulamasında 'kamu görevlisi' sayılan her kişi, 4483 sayılı Memurların ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun kapsamında da 'memur' veya 'kamu görevlisi' sayılarak soruşturma iznine tabi tutulur mu? Ceza Genel Kurulu kararından örnekle açıklayınız.
Hayır, TCK uygulamasında kamu görevlisi sayılan her kişi, 4483 sayılı Kanun kapsamında soruşturma iznine tabi değildir. İki kanunun amacı ve kapsamı farklıdır. TCK'daki tanım, suçların failleri veya mağdurları açısından ceza hukuku sorumluluğunu belirlemek için geniş bir çerçeve çizer. 4483 sayılı Kanun ise, devletin memurları ve belirli kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlarda keyfi soruşturmaları önlemek ve idari bir ön denetim mekanizması kurmak amacını taşır. Ceza Genel Kurulu'nun K.2021/162 ve K.2022/785 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, TCK'nın 6. maddesi anlamında kamu görevlisi sayılan tanıklar veya avukatlar, 4483 sayılı Kanun kapsamında olmadıkları için haklarındaki soruşturma genel hükümlere göre, yani doğrudan savcılık tarafından yapılır. Ancak, aynı kararda, İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı bir ambulans şoförünün, Devletin genel idare esaslarına göre asli ve sürekli bir kamu hizmeti yürüttüğü için 4483 sayılı Kanun'a tabi olduğu ve hakkında soruşturma izni alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla her olayda kişinin statüsü ve gördüğü işin niteliği ayrı ayrı değerlendirilmelidir.