Bir kişinin, kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu (örneğin tehdit veya şantaj) başka türlü ispat etme imkanı olmadığı ani gelişen bir durumda, karşı tarafın konuşmalarını gizlice kaydetmesi eylemi, TCK m. 133 açısından hukuka aykırı mıdır? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2014/12706 sayılı kararında belirtilen 'hukuka uygunluk nedeni'ni ve bu durumun manevi unsur (kast) üzerindeki etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210676

Metinde yer alan Yargıtay 12. CD kararına göre, bu eylem hukuka aykırı değildir ve TCK m. 133'teki suçu oluşturmaz. Yargıtay, bu tür durumları bir 'hukuka uygunluk nedeni' kapsamında değerlendirmektedir. Bunun temel gerekçeleri şunlardır: 1) Zorunluluk Hali / Meşru Savunma: Kişi, kendisine yönelen ve devam eden haksız bir saldırıyı (tehdit, şantaj, hakaret) defetmek ve bu saldırıya ilişkin delilleri güvence altına almak için bu kaydı yapmaktadır. Başka türlü delil elde etme imkanı (tanık, polis çağırma vb.) olmayan ani gelişen bir durumda, bu kayıt 'zorunluluk hali' (TCK m. 25/2) veya 'meşru savunmada sınırın aşılması' (TCK m. 27) benzeri bir hukuka uygunluk nedeni çerçevesinde mütalaa edilir. 2) Manevi Unsurun Yokluğu: Kişinin amacı, bir başkasının özel hayatına müdahale etmek veya konuşmalarını gizlice dinlemek değil, kendisine karşı işlenen suçu ispatlayarak yasal haklarını korumaktır. Bu durumda, failde TCK m. 133'ün aradığı 'hukuka aykırı hareket etme bilinci ve iradesi', yani kast yoktur. Dolayısıyla, hem hukuka uygunluk nedeninin varlığı hem de manevi unsurun yokluğu nedeniyle suç oluşmaz ve bu şekilde elde edilen kayıt, aleyhine işlenen suçun yargılamasında 'delil' olarak kullanılabilir.