CMK m. 135 uyarınca 'iletişimin tespiti (HTS kayıtları)' ile 'iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması' tedbirleri arasında, uygulanabilecekleri suçlar (katalog suç) açısından ne gibi bir fark vardır? Bir hırsızlık (basit hırsızlık) suçunun soruşturmasında şüphelinin telefonunun dinlenmesi mümkün müdür? Peki HTS kayıtları istenebilir mi?
Bu iki tedbir arasında, uygulanabilecekleri suçlar açısından temel bir fark bulunmaktadır: 1) İletişimin Dinlenmesi ve Kayda Alınması: Bu tedbir, kişinin özel hayatına ve haberleşme hürriyetine çok ağır bir müdahale olduğu için, sadece CMK m. 135/8'de sayılan ve 'katalog suç' olarak adlandırılan sınırlı sayıdaki suçlar (kasten öldürme, uyuşturucu ticareti, örgüt kurma, nitelikli dolandırıcılık vb.) için uygulanabilir. Basit hırsızlık (TCK m. 141), bu katalogda yer almadığı için, bu suçun soruşturmasında şüphelinin telefonunun dinlenmesi ve konuşmalarının kaydedilmesi hukuken mümkün değildir. Bu şekilde elde edilecek bir delil 'hukuka aykırı delil' sayılır ve hükme esas alınamaz. 2) İletişimin Tespiti (HTS Kayıtları): Bu tedbir, konuşma içeriğini değil, sadece arama-aranma kayıtları, arama zamanı, süresi, sinyal alınan baz istasyonu gibi dış verileri içerir. Haberleşmenin içeriğine müdahale etmediği için daha hafif bir tedbir olarak kabul edilir. CMK m. 135/6'da iletişimin tespiti için bir suç sınırlaması (katalog) öngörülmemiştir. Dolayısıyla, soruşturması yapılan herhangi bir suç (basit hırsızlık dahil) için, delil elde etme amacıyla şüphelinin HTS kayıtları hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı kararıyla istenebilir. Yargıtay CGK'nın metinde atıf yapılan kararı da bu ayrımı ve özellikle sinyal bilgilerinin değerlendirilmesinin katalog suçlarla sınırlı olduğunu vurgulamaktadır.