Parada sahtecilik suçunda (TCK m. 197), sahte olarak üretilen paranın 'aldatma kabiliyetine (iğfal kabiliyeti)' sahip olması şartını Yargıtay içtihatları çerçevesinde açıklayınız. Fotokopi makinesi ile çekilmiş, ilk bakışta sahte olduğu kolayca anlaşılan bir parayı piyasaya sürmeye çalışmak bu suçu oluşturur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210671

Parada sahtecilik suçunun oluşabilmesi için, sahte olarak üretilen paranın objektif olarak 'aldatma kabiliyetine' (iğfal kabiliyeti) sahip olması gerekir. Bu, paranın, sahtecilik konusunda uzman olmayan normal bir vatandaş tarafından, günlük alışverişin olağan koşulları altında incelendiğinde ilk bakışta sahte olduğunun anlaşılamaması anlamına gelir. Yargıtay, bu değerlendirmeyi yaparken, paranın basım kalitesi, rengi, kağıt dokusu, üzerindeki güvenlik unsurlarının taklit edilip edilmediği gibi kriterlere bakar. Eğer para, o kadar kaba ve acemice taklit edilmişse ki (örneğin sıradan bir kağıda renkli fotokopi ile çekilmiş, bariz şekilde sahte olduğu belli olan bir banknot gibi), herhangi bir kişiyi aldatma potansiyeli yoksa, bu suçun maddi unsuru olan 'sahte para' oluşmamış sayılır. Bu durumda, eylem 'işlenemez suç' (elverişsiz hareket) niteliğinde kalır ve fail parada sahtecilik suçundan cezalandırılamaz. Aldatma kabiliyetinin olup olmadığı, genellikle mahkeme tarafından bilirkişi (Merkez Bankası veya adli tıp uzmanları) incelemesi yaptırılarak tespit edilir.