Bir kişinin, işlediği trafik kabahati nedeniyle kendisine ceza yazılmasını engellemek amacıyla, polis memuruna kardeşine ait kimlik bilgilerini vermesi ve ceza tutanağının kardeşinin adına düzenlenmesine neden olması eylemi, TCK açısından hangi suçu oluşturur? Bu eylemin neden TCK m. 268 (Başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma) kapsamında değerlendirilmediğini Yargıtay 16. CD - Karar: 2015/1332'ye atıfla açıklayınız.
Metinde atıf yapılan Yargıtay 16. CD kararına göre bu eylem, TCK m. 268'deki 'Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması' suçunu değil, TCK m. 206'daki 'Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan' suçunu oluşturur. Bu ayrımın hukuki gerekçesi şudur: TCK m. 268'in uygulanabilmesi için, failin 'işlediği bir suç nedeniyle' kendisi hakkında 'soruşturma veya kovuşturma yapılmasını' engelleme amacı taşıması gerekir. Trafik kabahati, bir 'suç' değil, bir 'idari yaptırım' gerektiren bir 'kabahat'tir. Dolayısıyla, failin amacı bir suç soruşturmasından kaçmak değil, idari bir para cezasından kurtulmaktır. TCK m. 206 ise, bir resmi belgenin (trafik ceza tutanağı) düzenlenmesi sırasında, kamu görevlisine (polis memuru) kimliği hakkında kasten yalan beyanda bulunmayı suç olarak tanımlar. Failin eylemi, doğrudan bu tanıma uymaktadır. O, resmi bir belgenin gerçeğe aykırı olarak (kardeşinin adına) düzenlenmesine neden olmuştur. Bu nedenle, eylem daha özel bir düzenleme olan TCK m. 268 kapsamında değil, fiile tam olarak uyan TCK m. 206 kapsamında değerlendirilmelidir.