Duruşmanın aleniyeti (açıklığı) ilkesi (CMK m. 182) ile sanığın 'lekelenmeme hakkı' arasında nasıl bir denge kurulmalıdır? Özellikle 18 yaşından küçük sanıkların duruşmalarının zorunlu olarak kapalı yapılmasının (CMK m. 185) ardındaki temel felsefe nedir?
Duruşmanın aleniyeti, adalete olan güveni ve şeffaflığı sağlayan temel bir ilkedir. Ancak bu ilke mutlak değildir. Sanığın ve özellikle çocuğun 'lekelenmeme hakkı', masumiyet karinesi ve özel hayatın gizliliği gibi diğer temel haklarla dengelenmek zorundadır. Lekelenmeme hakkı, bir kişinin suçlu olduğu kesin bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar, kamuoyu önünde 'suçlu' olarak damgalanmasını önlemeyi amaçlayan bir haktır. 18 yaşından küçük sanıkların (suça sürüklenen çocukların) duruşmalarının CMK m. 185 uyarınca zorunlu olarak kapalı yapılmasının ardındaki temel felsefe, 'çocuğun üstün yararı' ilkesidir. Bu ilkenin gerekçeleri şunlardır: 1) Psikolojik Koruma: Aleni bir yargılama, çocuğun psikolojisi üzerinde travmatik ve onarılması güç etkiler bırakabilir. 2) Teşhirin Önlenmesi: Çocuğun kimliğinin ve olayla bağlantısının kamuoyuna ifşa olması, gelecekteki sosyal yaşamını, eğitimini ve topluma yeniden kazandırılmasını (re-sosyalizasyon) olumsuz etkiler. Kapalılık, çocuğun 'suçlu' olarak etiketlenmesini ve dışlanmasını önlemeye hizmet eder. 3) Gelişim Süreci: Çocukların henüz kişilik gelişimleri tamamlanmamıştır ve hata yapmaya daha müsaittirler. Kanun koyucu, bu gelişim sürecindeki bireyi, aleni yargılamanın yıpratıcı etkilerinden koruyarak ona topluma sağlıklı bir birey olarak dönme şansı tanımayı amaçlamaktadır.