Devlet memurlarının sınıf değiştirmesinde, 657 sayılı Kanun'un 71. maddesi çerçevesinde, kurumların memurlarını 'görev ve unvan eşitliği gözetmeden' başka bir sınıfa atama yetkisinin sınırları nelerdir? İdarenin bu konudaki takdir yetkisinin 'kamu yararı ve hizmet gerekleri' ile sınırlı olması ilkesini, olası bir keyfi atama durumunda memurun başvurabileceği hukuki yollar (idari dava) açısından değerlendiriniz.
657 sayılı Kanun'un 71. maddesinin 2. fıkrası, idareye geniş bir takdir yetkisi tanıyarak, memurlarını meslekleri ile ilgili bir sınıftan Genel İdare Hizmetleri (GİH) sınıfına veya GİH'ten meslekleriyle ilgili bir sınıfa 'görev ve unvan eşitliği gözetmeden' atama imkanı verir. Ancak, hukuk devleti ilkesi gereğince idarenin hiçbir takdir yetkisi sınırsız ve keyfi değildir. Bu yetki, Anayasa ve kanunlarla çizilen sınırlar içinde, özellikle de 'kamu yararı' ve 'hizmet gerekleri' ilkeleriyle sınırlıdır. İdarenin, bu atamayı yaparken somut, nesnel ve makul bir hizmet gerekliliğini ortaya koyması gerekir. Örneğin, bir mühendisin GİH sınıfındaki bir kadroya atanması, teknik hizmetlere olan ihtiyacın azalması ve idari kadrolarda bir boşluk olması gibi bir gerekçeye dayanmalıdır. Eğer idare, bu atamayı kişisel nedenlerle, cezalandırma amacıyla veya somut bir hizmet gereği olmaksızın yaparsa, bu işlem 'yetki saptırması' veya 'amaç unsuru' yönünden hukuka aykırı hale gelir. Bu durumda, ataması yapılan memur, işlemin tebliğinden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde işlemin iptali için dava açabilir. Mahkeme, idarenin atama işlemini yaparken kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun hareket edip etmediğini denetleyecektir.