Anlaşmalı boşanma protokolünde, tarafların mal paylaşımına ilişkin olarak 'birbirimizden mal rejimine ilişkin herhangi bir alacak talebimiz yoktur' şeklinde bir beyanda bulunmaları, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra mal rejimi tasfiyesi davası açılmasına engel teşkil eder mi? Bu beyanın hukuki niteliğini (ibra, feragat) tartışınız.
Anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan ve hakim tarafından onaylanarak boşanma kararının bir parçası haline gelen 'birbirimizden mal rejimine ilişkin herhangi bir alacak talebimiz yoktur' şeklindeki bir beyan, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı ve değer artış payı alacağı gibi haklardan karşılıklı olarak feragat edildiği anlamına gelir. Bu beyan, bir feragat veya ibra niteliğindedir ve boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte tarafları bağlar. Dolayısıyla, bu şekilde bir protokol imzalayıp boşanan bir eş, daha sonra mal rejimi tasfiyesi davası açarsa, davası büyük ihtimalle 'feragat nedeniyle' reddedilecektir. Bu kuralın istisnası, protokolün irade bozukluğu (hata, hile, ikrah) hallerinden biriyle sakatlanmış olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Eğer eş, protokolü imzalarken aldatıldığını veya yanıltıldığını ispatlayabilirse, protokolün ilgili hükmünün iptalini ve mal rejimi tasfiyesi davasının görülmesini talep edebilir. Aksi halde, protokoldeki bu beyan kesin bir engel teşkil eder.