Sanığın on sekiz yaşını doldurmamış olması halinde duruşmanın kapalı yapılmasının (CMK m. 185) hukuki niteliği nedir (takdiri mi, zorunlu mu)? Yargılama devam ederken sanığın on sekiz yaşını doldurması durumunda, sonraki celseler açık mı yoksa kapalı mı yapılmalıdır? Bu usul kuralına aykırılığın Yargıtay tarafından nasıl değerlendirildiğini açıklayınız.
CMK m. 185 uyarınca, sanığın on sekiz yaşını doldurmamış olması halinde duruşmanın kapalı yapılması, mahkemenin takdirine bağlı bir durum değil, 'zorunlu' bir usul kuralıdır. Bu düzenlemenin amacı, 'suça sürüklenen çocuğun' üstün yararını korumak ve onu yargılamanın olumsuz etkilerinden, özellikle de teşhir edilmekten korumaktır. Bu kapalılık hükmü de kapsar. Eğer yargılama devam ederken sanık on sekiz yaşını doldurursa, bu tarihten sonra yapılacak olan duruşmaların artık genel kural olan aleniyet ilkesi (CMK m. 182) uyarınca 'açık' yapılması gerekir. Kapalılık hali, sanığın 18 yaşını doldurmasıyla sona erer. Metinde atıf yapılan Yargıtay kararlarına göre, bu kurala aykırılık (örneğin 18 yaşını doldurmuş sanığın duruşmasının kapalı yapılması veya 18 yaşından küçük sanığın duruşmasının açık yapılması), CMK m. 289/1-h uyarınca 'hükme etki edecek nitelikte hukuka aykırılık' yani 'mutlak bozma nedeni' olarak kabul edilmektedir. Bu, savunma hakkının kısıtlanması olarak görülür. Ancak bazı kararlarda, açık yapılması gereken celsede esasa ilişkin bir işlem yapılmamışsa, bu durumun eleştiriyle yetinilip bozma nedeni sayılmadığı da görülmektedir.