CMK m. 33 uyarınca, mahkemenin 'duruşma dışında' vereceği kararlar için Cumhuriyet savcısının görüşünü alma zorunluluğu ne anlama gelmektedir? Bu kuralın ihlal edilmesi, örneğin bir tutukluluk devam kararının savcı görüşü alınmadan verilmesi, kararın hukuki geçerliliğini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210612

CMK m. 33, ceza yargılamasında 'çelişmeli yargılama (silahların eşitliği)' ve 'kamusallık' ilkelerinin bir gereğidir. Bu maddeye göre mahkeme, duruşma dışında vereceği kararlarda (örneğin tutukluluğun devamı, yakalama kararı, el koyma kararının uzatılması gibi ara kararlar) Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü görüşünü almak zorundadır. Cumhuriyet savcısı, kamu adına iddia makamını temsil eder ve yargılamanın her aşamasında görüş bildirme hakkına ve yükümlülüğüne sahiptir. Bu kuralın ihlal edilmesi, yani savcı görüşü alınmadan duruşma dışında bir karar verilmesi, önemli bir usul hatasıdır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu durum tek başına bir 'mutlak bozma nedeni' sayılmasa da, kararın gerekçesini zayıflatan ve savunma hakkının kısıtlanmasıyla ilişkilendirilebilecek ciddi bir eksikliktir. Özellikle tutukluluk gibi kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen bir konuda savcı görüşü alınmadan karar verilmesi, kararın hukuka aykırılığına neden olur ve kanun yolu incelemesinde (itiraz, istinaf, temyiz) kararın kaldırılması veya bozulması için önemli bir gerekçe teşkil eder.