Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E:1985/341, K:1985/216 sayılı kararında, maktulün başındaki yaraların vasfının tıbbi bakımdan tam olarak saptanmamış olması ve klasik otopsi yapılmamış olması neden bir bozma sebebi olarak görülmüştür? Bu karara göre, bir yaralamanın 'hayati tehlike' doğurup doğurmadığının tespitinde otopsinin rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210611

Metinde yer alan YCGK kararında, otopsi yapılmaması bir bozma sebebi olarak görülmüştür çünkü maktulün ölümüne neden olan taş darbelerinin şiddeti ve bu darbelerin yarattığı kesin sonuç (kafatası kırığı veya çatlağı gibi) otopsi yapılmadan anlaşılamamıştır. Hükümet tabibinin 'beyin kanaması' tespiti, dış muayeneye dayalı bir mütalaadır. Ancak sanığın eyleminin hukuki vasıflandırması (kasten yaralama sonucu ölüm mü, yoksa kasten öldürmeye teşebbüs mü) açısından, kullanılan aletin (taş) ve darbenin öldürücü nitelikte olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi gerekir. Yargıtay'a göre, bu kesinliği sağlamanın yolu, darbenin kafatasında yarattığı hasarı (kırık, çatlak) tespit etmekten geçer ki bu da ancak otopsi ile mümkündür. Bir yaralamanın 'hayati tehlike' doğurması, tek başına öldürme kastını ispatlamaz. Ancak, yaralamanın niteliği, şiddeti ve kullanılan alet, kastın belirlenmesinde en önemli kriterlerdendir. Otopsi, bu objektif kriterleri (örneğin, darbenin kafatasını kırmaya yetecek güçte olup olmadığını) ortaya koyarak, mahkemenin failin kastı hakkında daha sağlıklı bir değerlendirme yapmasını sağlar. Eksik inceleme ile verilen karar, bu nedenle bozulmuştur.