Sözleşme yapılırken iradesi 'yanılma (hata)' veya 'aldatma (hile)' ile sakatlanan bir tarafın, sözleşmeyi iptal etme hakkını kullanabileceği bir yıllık hak düşürücü sürenin başlangıç anını TBK m. 39 (mülga BK m. 31) hükmüne göre belirleyiniz. Bu sürenin başlangıcının 'sözleşmenin yapıldığı tarih' olmamasının ardındaki hukuki mantık nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210599

TBK m. 39 uyarınca, iradesi yanılma veya aldatma ile sakatlanan tarafın sözleşmeyi iptal hakkını kullanabileceği bir yıllık hak düşürücü süre, yanılmayı veya aldatmayı 'öğrendiği' andan itibaren başlar. Bu sürenin sözleşmenin yapıldığı tarihten başlamamasının ardındaki hukuki mantık, irade bozukluğu hallerinin doğasından kaynaklanır. Yanılma veya aldatma durumunda, kişi genellikle sözleşmeyi imzaladığı anda iradesinin sakatlandığının farkında değildir. Aldatıldığını veya esaslı bir yanılgıya düştüğünü çok daha sonra, başka olayların veya bilgilerin ortaya çıkmasıyla anlar. Eğer süre sözleşme tarihinden başlasaydı, birçok durumda mağdur, hakkını kullanma imkanı bulamadan hak düşürücü süre dolmuş olurdu. Bu, adil olmazdı ve aldatan tarafı haksız bir şekilde korurdu. Kanun koyucu, hakkın kullanılabilmesi için öncelikle o hakkın varlığının öğrenilmesi gerektiğini kabul ederek, sürenin başlangıcını sübjektif bir kritere, yani 'öğrenme anına' bağlamıştır. Bu, mağduru koruyan ve hakkaniyete uygun bir düzenlemedir.