Bir kişinin, borcunu ödememesi halinde hakkında yasal yollara (icra takibi, dava açma) başvurulacağı tehdidiyle bir sözleşme yapmaya zorlanması, hukuken 'korkutma (ikrah)' sayılır mı? Bu durumun, tehdit edenin 'fahiş menfaatler' elde etmesi halinde nasıl değişeceğini TBK m. 38/2 (mülga BK m. 30) hükmü ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210598

Kural olarak, bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağının bildirilmesi (icra takibi başlatma, dava açma, şikayette bulunma tehdidi gibi) hukuka aykırı bir tehdit sayılmaz ve bu nedenle tek başına korkutma (ikrah) oluşturmaz. Çünkü kişi, sadece yasal hakkını kullanacağını beyan etmektedir. Ancak, metinde de vurgulanan TBK m. 38/2 (eski BK m. 30), bu kurala önemli bir istisna getirir. Eğer bu yasal hakkı kullanma tehdidi, karşı tarafın içinde bulunduğu zor durumdan (müzayaka halinden) yararlanarak 'fahiş bir menfaat' (aşırı bir yarar) elde etme amacıyla kullanılıyorsa, bu durum hukuken geçerli bir korkutma (ikrah) olarak kabul edilir. Örneğin, 100.000 TL borcu olan bir kişiye, 'Ya borcuna karşılık 500.000 TL değerindeki evini 100.000 TL'ye bana satarsın ya da hemen icra takibi başlatıp seni herkese rezil ederim' demek, fahiş menfaat temin etme amacı taşıdığı için korkutma suçunu oluşturur ve bu şekilde yapılan satış sözleşmesi iptal edilebilir.