Bir sözleşmenin 'korkutma (ikrah)' nedeniyle iptali için, tehdidin 'ağır ve derhal vuku bulacak bir tehlikeye' ilişkin olması şartını, TBK m. 38 (mülga BK m. 30) çerçevesinde yorumlayınız. 'Yakın tehlike' kavramından ne anlaşılmalıdır ve tehdit edilen kişinin tehlikeyi önleme olanağının bulunması bu şartı nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210597

Metinde detaylıca açıklandığı gibi, bir sözleşmenin korkutma (ikrah) nedeniyle iptal edilebilmesi için, tehdidin belirli niteliklere sahip olması gerekir. TBK m. 38, bu tehlikenin 'ağır ve yakın' olması gerektiğini belirtir. - Ağır Tehlike: Tehdidin, kişinin veya yakınlarının kişilik haklarına (hayat, sağlık, onur) ya da malvarlığına yönelik ciddi bir zarar verme potansiyeli taşımasıdır. Tehdidin ciddiyeti, tehdit edilen kişinin yaşı, cinsiyeti, sosyal ve ekonomik durumu gibi sübjektif unsurlara göre değerlendirilir. - Yakın Tehlike (Derhal Vuku Bulacak Tehlike): Bu kavram, tehdit edilen kişinin, maruz kaldığı tehlikeyi önlemek için normal yollarla (örneğin polise başvurarak, yardım isteyerek) bertaraf etme imkanına sahip olmamasını ifade eder. Eğer kişi, tehdidin gerçekleşmesini engelleyecek makul bir zamana ve imkana sahipse, hukuken 'yakın bir tehlike'nin varlığından söz edilemez. Örneğin, 'bir ay sonra dükkanını yakarım' şeklindeki bir tehdit, kişiye yetkili makamlara başvurma imkanı tanıdığı için genellikle 'yakın tehlike' olarak kabul edilmez. Ancak, ıssız bir yerde silahla tehdit edilerek bir senedin imzalatılması, tipik bir 'ağır ve yakın tehlike' durumudur, çünkü mağdurun o an için tehlikeyi önleme olanağı yoktur.