İntihara yönlendirme (TCK m. 84) suçu ile kasten öldürme (TCK m. 81) suçu arasındaki ayrım çizgisini, TCK m. 84/4 fıkrası bağlamında tartışınız. Mağdurun 'işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş' olması durumunda, failin eylemi neden intihara yönlendirme değil de dolaylı faillik yoluyla kasten öldürme olarak kabul edilir?
TCK m. 84/4, intihara yönlendirme suçunun sınırını çizer ve belirli durumlarda eylemin kasten öldürme suçunu oluşturacağını düzenler. Bu durumlar şunlardır: a) Mağdurun işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemişse (örn. küçük bir çocuk) veya ortadan kaldırılmışsa (örn. uyuşturucu veya hipnoz etkisi altındaki bir kişi), b) Kişi, kendisine karşı kullanılan cebir veya tehdit nedeniyle intihara mecbur edilmişse. Bu durumlarda, mağdurun intihar eylemi, kendi özgür iradesinin bir ürünü olarak kabul edilmez. Mağdur, failin elinde adeta bir 'araç' konumundadır. Fail, mağdurun irade zayıflığından veya üzerindeki baskıdan yararlanarak ölüm neticesini gerçekleştirmektedir. Bu nedenle ceza hukuku doktrininde bu durum 'dolaylı faillik' olarak adlandırılır. Fail, mağduru bir araç olarak kullanarak ölüm neticesini meydana getirdiği için, eylem artık bir başkasını intihara 'yönlendirme' değil, doğrudan bir başkasını 'öldürme' olarak vasıflandırılır ve fail kasten öldürme suçundan (TCK m. 81) sorumlu tutulur. Bu durumda görevli mahkeme de Asliye Ceza Mahkemesi değil, Ağır Ceza Mahkemesi olur.