Askerlik nedeniyle işten ayrılacak bir işçi, askere sevk belgesinin kendisine tebliğinden 8 ay önce işverene yazılı bildirimde bulunarak kıdem tazminatı talebinde bulunmuştur. İşveren, Yargıtay'ın 1 yıl öncesini makul bulmadığı kararına atıfla, 8 aylık sürenin de makul olmadığını ve bu nedenle kıdem tazminatı ödemeyeceğini iddia etmektedir. Bu durumu 'makul süre' kavramı ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde hukuken analiz ediniz.
İşçinin askerlik nedeniyle işten ayrılarak kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için fesih bildirimini makul bir süre içinde yapması gerekmektedir. Metinde atıf yapılan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 1991/17410 E. sayılı kararında, askere gitmeden 1 yıl önce yapılan feshin makul süre kriterine uymadığı belirtilmiştir. Ancak aynı metinde, Yargıtay kararları ışığında celp vaktinden 3-6 ay önce yapılan fesihlerin kabul edilebilir olduğu ifade edilmektedir. 8 aylık süre, bu iki uç arasında bir 'gri alan' teşkil etmektedir. Yargı, her somut olayın özelliğine göre, işçinin iş bulma, askere hazırlık gibi kişisel durumlarını ve işverenin yeni işçi bulma sürecini göz önünde bulundurarak bu sürenin makul olup olmadığını değerlendirecektir. İşverenin sadece 1 yıllık ret kararına dayanarak 8 aylık talebi reddetmesi tek başına yeterli olmayabilir; mahkeme, durumun özelliklerine göre bir karar verecektir. İşçinin bu süre zarfında başka bir işte çalışıp çalışmadığı gibi faktörler de makullük denetiminde rol oynayabilir.