CMK m. 185, on sekiz yaşını doldurmamış sanıkların duruşmasının 'zorunlu olarak' kapalı yapılacağını hükme bağlamıştır. Bu 'zorunlu kapalılık' ile CMK m. 182'deki 'takdire bağlı kapalılık' arasındaki temel fark nedir? Yargıtay'ın, bu kurala aykırı olarak 18 yaşından küçük sanığın duruşmasının açık yapılmasını, 'bu oturumda esasa ilişkin işlem yapılmadığından' bozma sebebi saymamasını (Yargıtay kararı [11]), 'usul ekonomisi' ve 'hükme etki etmeyen usul hataları' kavramları açısından yorumlayınız. Bu yorum, kuralın emredici niteliği ile çelişir mi?
CMK m. 185'teki 'zorunlu kapalılık' ile m. 182'deki 'takdire bağlı kapalılık' arasındaki temel fark, hakimin iradesinin rolündedir: 1) Takdire Bağlı Kapalılık (CMK m. 182): Genel ahlak veya kamu güvenliği tehlikesinin varlığı halinde, mahkemeye duruşmayı kapalı yapma konusunda bir 'yetki ve takdir hakkı' tanır. Mahkeme, bu şartların varlığına kanaat getirirse kapalılığa karar verebilir, ancak vermek zorunda değildir. 2) Zorunlu Kapalılık (CMK m. 185): Sanığın 18 yaşından küçük olması durumunda, mahkemenin herhangi bir takdir hakkı yoktur. Kanun, 'duruşma kapalı yapılır' diyerek emredici bir kural koymuştur. Mahkeme, bu kurala uymak zorundadır. Bu düzenlemenin amacı, suça sürüklenen çocuğu yargılama sürecinin olumsuz etkilerinden, damgalanmaktan ve teşhir olmaktan korumaktır. Bu, çocuğun üstün yararı ilkesinin bir gereğidir. Yargıtay'ın, kuralın ihlal edilmesine rağmen, esasa ilişkin bir işlem (sorgu, tanık dinleme, delil tartışması vb.) yapılmayan bir oturumun açık yapılmasını bozma nedeni saymaması, 'usul ekonomisi' ve 'hükme etki etmeyen mutlak olmayan usul hatalarının bozma nedeni yapılamayacağı' ilkesine dayanır. Yargıtay'a göre, bu usul hatası sanığın savunma hakkını veya adil yargılanma hakkının özünü zedelememişse, sadece bu nedenle hükmü bozup yargılamayı uzatmak usul ekonomisine aykırıdır. Bu yorum, kuralın emredici niteliği ile bir çelişki yaratmaktadır. Zira CMK m. 289/1-h, 'duruşmanın kanuna aykırı olarak kamuya kapalı veya açık yapılması'nı mutlak bir bozma (hukuka kesin aykırılık) nedeni olarak saymıştır. Yargıtay, bu mutlak bozma nedenini, 'hükmü etkileyen, esasa ilişkin işlemlerin yapıldığı' oturumlarla sınırlı tutarak daraltıcı bir yorum yapmaktadır. Bu yorum, kanunun lafzından çok ruhuna ve pratik sonuçlara odaklanan bir yaklaşımdır, ancak kanunun açık hükmü karşısında tartışmaya açıktır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/gizli-durusma-ve-durusmada-kapalilik-aciklik-gizlilik-karari-nasil-uygulanir.html)