2918 sayılı KTK m. 97 uyarınca, trafik kazasından zarar görenin dava açmadan önce ilgili sigorta şirketine yazılı başvuru yapmasının 'dava şartı' olarak düzenlenmesini, usul ekonomisi ilkesi ve alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin teşviki açısından değerlendiriniz. Sigorta şirketinin 15 gün içinde cevap vermemesi veya talebi karşılamayan bir cevap vermesi üzerine zarar görenin 'dava açma' veya 'Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurma' şeklinde iki seçimlik hakka sahip olmasının hukuki sonuçları nelerdir? Bir yol seçildikten sonra diğerine başvurulabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210543

KTK m. 97'de öngörülen sigorta şirketine zorunlu başvuru yolunun 'dava şartı' olarak düzenlenmesi, modern usul hukukunun temel hedeflerinden olan 'usul ekonomisi' ve 'alternatif uyuşmazlık çözüm (ADR)' yöntemlerinin teşviki ile doğrudan ilişkilidir. Değerlendirmesi şöyledir: 1) Usul Ekonomisi Açısından: Bu düzenleme, mahkemelerin iş yükünü hafifletmeyi amaçlar. Birçok uyuşmazlığın, yargılamanın uzun ve masraflı sürecine girmeden, taraflar arasında (zarar gören ve sigorta şirketi) doğrudan görüşme yoluyla çözülmesini teşvik eder. Sigorta şirketi, haklı bir talebi 15 gün içinde ödeyerek, gereksiz bir davanın açılmasını önleyebilir. Bu, hem taraflar hem de yargı sistemi için zaman ve maliyet tasarrufu sağlar. 2) Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Açısından: Bu zorunlu başvuru, bir tür 'zorunlu müzakere' aşamasıdır. Uyuşmazlığın yargıya taşınmadan önce tarafların kendi aralarında bir çözüm aramaya zorlanması, ADR felsefesinin bir yansımasıdır. Başvurudan sonuç alınamaması halinde ise, zarar görene klasik dava yolunun yanı sıra, daha hızlı ve uzmanlaşmış bir ADR yöntemi olan 'Sigorta Tahkim Komisyonu'na gitme imkanı sunulması da bu amacı destekler. Seçimlik hakkın hukuki sonuçları: Zarar gören, 15 günlük sürenin sonunda, dava açma veya tahkime gitme yollarından birini serbestçe seçebilir. Bu iki yol, birbirini dışlayan (alternatif) yollardır. Kural olarak, bir yol seçildikten sonra aynı uyuşmazlık için diğerine başvurulamaz. Örneğin, zarar gören Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açtıktan sonra, aynı talep için Sigorta Tahkim Komisyonu'na gidemez. Benzer şekilde, tahkim yoluna başvurduktan sonra aynı konuda dava açamaz. Bu durum, 'derdestlik' (HMK m. 114/1-ı) ve 'kesin hüküm' (tahkim kararları da kesin hüküm niteliğindedir) ilkelerinin bir sonucudur ve aynı uyuşmazlığın iki farklı merci önünde görülerek çelişkili kararlar çıkmasını engeller. (Kaynak: oner.av.tr/trafik-kazasi-sigorta-tazminati/ ve kadimhukuk.com.tr/makale/sigorta-sirketine-basvuru-sureci/)