TCK m. 201'de düzenlenen etkin pişmanlık hükmü, parada sahtecilik suçunda 'resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce' failin ihbarda bulunmasını şart koşmaktadır. Bu 'haber alma' anı ne şekilde anlaşılmalıdır? Kolluk kuvvetlerinin, somut bir faili veya üretim yerini bilmeksizin, genel bir 'kalpazanlık şebekesi' hakkında istihbari bilgiye sahip olması, 'haber alma' şartını gerçekleştirir mi? Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, verilen bilginin 'suç ortaklarının yakalanmasını ve sahte paraların ele geçirilmesini sağlaması' şartının, yani bir 'netice'nin gerçekleşmesinin zorunlu kılınmasını, etkin pişmanlık kurumunun felsefesi açısından değerlendiriniz.
'Resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce' şartı, etkin pişmanlığın temel mantığı olan 'failin samimi pişmanlığı ve adalete gönüllü yardımı' ilkesine dayanır. Bu an, failin yakalanma korkusuyla değil, gerçekten pişmanlık duyarak hareket ettiğini gösteren kritik bir zaman dilimidir. 'Haber alma' anı, resmi makamların (polis, savcılık vb.) sadece soyut bir şüphe veya genel bir istihbarat değil, 'belirli bir suç fiili ve fail(ler)i hakkında soruşturma başlatmalarını gerektirecek somut bir bilgiye' ulaştıkları an olarak anlaşılmalıdır. Kolluk kuvvetlerinin genel bir 'kalpazanlık şebekesi' hakkında istihbari bilgiye sahip olması, belirli bir üretim yeri veya belirli failler hakkında somut bir soruşturma başlamadığı sürece, 'haber alma' şartını tek başına gerçekleştirmez. Fail, bu genel istihbarata rağmen, şebekenin somut üyelerini ve üretim yerini ihbar ederse, hala 'haber alınmadan önce' hareket etmiş sayılabilir. Etkin pişmanlıktan yararlanmak için verilen bilginin bir 'netice' (yakalanma ve ele geçirme) doğurmasının zorunlu kılınması, kanun koyucunun ceza siyaseti tercihidir. Bu tercih, etkin pişmanlık kurumunu sadece bir 'pişmanlık beyanı' olmaktan çıkarıp, 'somut ve faydalı bir işbirliği' haline getirmeyi amaçlar. Felsefesi şudur: Devlet, failin sadece pişmanlığını değil, aynı zamanda suç örgütünün çökertilmesine ve suçtan elde edilen/edilecek olan zararın (sahte paraların yayılması) önlenmesine yönelik 'etkin' katkısını ödüllendirmektedir. Bu şart, pişmanlığın samimiyetini ölçen objektif bir kriter olarak görülmekte ve suistimallerin önüne geçmeyi hedeflemektedir. Failin verdiği bilgi faydalı bir sonuç doğurmamışsa, bu durum onun katkısının 'etkin' olmadığını gösterir ve bu olağanüstü cezasızlık nedeninden yararlanmasını engeller. (Kaynak: avmehmetgenc.com/blog/parada-sahtecilik-sucu-ve-cezasi/116)