İşçinin gerçek ücretinin tespitinde, işverenin sigorta primlerini düşük göstermek amacıyla SGK'ya asgari ücret üzerinden bildirimde bulunduğu ancak işçiye elden daha yüksek bir ücret ödediği durumlarda, Yargıtay'ın 'emsal ücret araştırması' yöntemine başvurduğu belirtilmektedir. Bu yöntemin hukuki dayanağı nedir ve hangi koşullarda uygulanabilir? Mahkemenin, imzalı ve ihtirazi kayıtsız ücret bordrolarının varlığına rağmen, özellikle 'nitelikli işçiler' için emsal ücret araştırması yapmasını, 'hayatın olağan akışı' ve 'maddi gerçeğin araştırılması' ilkeleri çerçevesinde değerlendiriniz. Niteliksiz bir işçi ile nitelikli bir işçi arasında bu konuda yapılan ayrımın gerekçesi ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210532

Emsal ücret araştırması yönteminin hukuki dayanağı, HMK'da düzenlenen 'maddi gerçeğin araştırılması' ve 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' (HMK m. 196) ilkeleridir. Bu yöntem, özellikle yazılı delillerin (ücret bordroları, SGK kayıtları) gerçeği yansıtmadığına dair ciddi şüphelerin bulunduğu durumlarda, gerçeğe en yakın ücrete ulaşmak için bir delil tespiti aracı olarak kullanılır. Uygulanma koşulları şunlardır: Davacının ücretin bordroda gösterilenden yüksek olduğunu iddia etmesi, yazılı delillerin şüpheli veya yetersiz olması ve işçinin yaptığı işin niteliğinin asgari ücretten daha fazlasını gerektirmesi. Mahkemenin, imzalı ve ihtirazi kayıtsız bordrolara rağmen 'nitelikli işçiler' için emsal ücret araştırması yapması şu gerekçelere dayanır: 1) Hayatın Olağan Akışı: Belirli bir uzmanlık, eğitim, tecrübe ve vasıf gerektiren bir işte (mühendis, usta, teknisyen vb.) çalışan 'nitelikli' bir işçinin asgari ücretle çalışması, hayatın olağan akışına aykırıdır. İşçi, işini kaybetme korkusuyla veya başka nedenlerle düşük gösterilen bordroları imzalamış olabilir. Bu imza, tek başına mutlak bir delil olarak kabul edilmez. 2) Maddi Gerçeğin Araştırılması İlkesi: İş hukukunda şekli gerçekten ziyade maddi gerçek önemlidir. Mahkeme, işçinin ekonomik olarak zayıf konumda olmasından faydalanılarak oluşturulmuş gerçeğe aykırı belgelere itibar etmek zorunda değildir. Bu nedenle, gerçeği ortaya çıkarmak için ilgili meslek odalarından, sendikalardan veya TÜİK'ten işçinin yaptığı işe, kıdemine ve çalıştığı bölgeye göre alması gereken 'emsal ücreti' sorarak araştırma yapar. Nitelikli ve niteliksiz işçi ayrımının gerekçesi de 'hayatın olağan akışı' kriteridir. Vasıf gerektirmeyen, herkesin yapabileceği 'niteliksiz' bir işte çalışan bir işçinin asgari ücretle çalışması hayatın olağan akışına uygun kabul edilebilir. Bu durumda, imzalı bordroların aksini ispat yükü tamamen işçiye aittir ve mahkemenin re'sen emsal ücret araştırması yapması beklenmez. Ancak nitelikli işçide durum tersinedir; asgari ücretle çalıştığının kabulü hayatın olağan akışına aykırı olduğu için mahkeme, gerçeği araştırma yükümlülüğü kapsamında bu yola başvurur. (Kaynak: or.av.tr/iscinin-gercek-ucretinin-belirlenmesi-ankara-avukat/)