TCK m. 84'te düzenlenen 'İntihara Yönlendirme' suçu, 'azmettirme', 'teşvik etme', 'intihar kararını kuvvetlendirme' ve 'yardım etme' şeklinde dört seçimlik hareketle işlenebilen bir suçtur. Bu seçimlik hareketler arasındaki hukuki farkları ve her birinin somut olaylarda nasıl tezahür edebileceğini örneklerle açıklayınız. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2015/3135 sayılı kararında, sanığın maktule gönderdiği '... ben yapıyorum bile bitanem' şeklindeki mesajların 'intihar kararını kuvvetlendirme olarak kabul edilemeyeceği' yorumunu, bu seçimlik hareketlerin gerektirdiği 'yoğunluk' ve 'etki' açısından değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210516

TCK m. 84'teki seçimlik hareketler, failin mağdurun intihar eylemi üzerindeki etkisinin derecesine göre farklılaşır: 1) Azmettirme: Mağdurun aklında hiç intihar düşüncesi yokken, failin telkin ve çabalarıyla mağdurda bu yönde bir karar oluşmasını sağlamaktır. Fail, intihar fikrini sıfırdan yaratır. Örnek: Borçları yüzünden bunalımda olan birine, 'Tek kurtuluşun ölmek, sigortadan alacağın parayla ailen kurtulur' diyerek intihar etmeye ikna etmek. 2) Teşvik Etme: Mağdurun aklında belirsiz bir intihar düşüncesi varken, failin bu düşünceyi destekleyerek, onaylayarak somut bir karara dönüşmesine yardımcı olmasıdır. Örnek: 'İntihar etmeyi düşünüyorum' diyen birine, 'Çok doğru bir karar, bu hayata katlanılmaz' gibi sözlerle onu cesaretlendirmek. 3) İntihar Kararını Kuvvetlendirme: Mağdurun intihar kararını zaten almış olduğu, ancak tereddüt ettiği veya vazgeçme eğiliminde olduğu bir durumda, failin müdahalesiyle bu kararda sebat etmesini sağlamaktır. Örnek: Köprünün kenarında tereddüt eden birine 'Hadi atla, korkak mısın?' demek. 4) Yardım Etme: Mağdurun intihar eylemini gerçekleştirmesi için ona maddi veya manevi kolaylık sağlamaktır. Örnek: İntihar etmek isteyen kişiye zehir veya silah temin etmek, intihar edeceği yerin kapısını açmak. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2015/3135 sayılı kararındaki yorum, bu fiillerin belirli bir 'yoğunluk' ve 'etki' taşıması gerektiği ilkesine dayanır. Sanığın gönderdiği mesajlar, maktulün 'bana dönmezsen canıma kıyacağım' şeklindeki kendi kararından sonra ve bu kararı ciddiye almadığını gösteren bir bağlamda gönderilmiştir. Yargıtay, bu mesajları, maktulün zaten var olan kararını 'kuvvetlendirecek' nitelik ve yoğunlukta görmemiştir. Yani, mesajların maktulün iradesi üzerinde belirleyici veya sonuca götürücü bir etki yarattığına kanaat getirmemiştir. Bu yorum, suçun manevi unsurunun ve fiilin sonuca etkisinin her somut olayda titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini, her türlü olumsuz ifadenin otomatik olarak bu suçu oluşturmayacağını vurgulamaktadır. (Kaynak: avmehmetgenc.com/intihara-yonlendirme-sucu-ve-cezasi/)