İftira (TCK m. 267) ve suç uydurma (TCK m. 271) suçları arasındaki temel ayrım, suçun 'belirli bir kişiye isnat edilip edilmemesi' noktasında toplanmaktadır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/15 sayılı kararında, 'faili meçhul kişi veya kişilerin kendisi adına cep telefonu hattı alarak kullandıklarını' beyan eden sanığın eyleminin iftira değil, suç uydurma suçunu oluşturacağına karar verilmiştir. Bu kararı, iki suçun mağdurları ve korudukları hukuki değerler açısından analiz ediniz. 'Faili meçhul' bir isnadın neden iftira suçunu oluşturmadığını, iftira suçunun 'kişiye bağlı' niteliği üzerinden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210515

İftira ve suç uydurma suçları arasındaki temel ayrım, isnadın yöneldiği hedeftedir. Analiz şu şekilde yapılabilir: 1) Korunan Hukuki Değer ve Mağdur: - İftira (TCK m. 267): Bu suçla korunan birincil hukuki değer, 'kişinin şeref ve haysiyeti' ile 'lekelenmeme hakkı'dır. İkincil olarak ise adli makamların gereksiz yere meşgul edilmemesi korunur. Bu suçun mağduru, hakkında haksız isnatta bulunulan 'belirli veya en azından belirlenebilir' bir kişidir. - Suç Uydurma (TCK m. 271): Bu suçla korunan temel hukuki değer, doğrudan doğruya 'adliyenin işleyişi ve saygınlığı'dır. Suçun mağduru, somut bir kişi değil, adli mekanizmayı temsil eden devlettir (toplumdur). 2) İftira Suçunun Kişiye Bağlı Niteliği: İftira suçunun oluşabilmesi için, hukuka aykırı fiilin 'bir kimseye' isnat edilmesi zorunludur. Bu kimsenin adının açıkça verilmesi şart olmasa da, verilen bilgilerle kim olduğunun soruşturma makamlarınca tespit edilebilir olması gerekir. 'Faili meçhul' bir isnatta, ortada suçlanan, şerefi ve onuru zedelenen somut bir mağdur yoktur. Yargıtay'ın 2015/15 sayılı kararındaki olayda sanık, 'birileri adıma hat almış' diyerek belirli bir kişiyi hedef göstermemiştir. Bu durumda, herhangi bir kişinin onuru zedelenmemiştir. Ancak, işlenmemiş bir suç (belgede sahtecilik, dolandırıcılık vb.) işlenmiş gibi gösterilerek adli makamlar (savcılık) harekete geçirilmiş ve gereksiz yere meşgul edilmiştir. Bu nedenle eylem, belirli bir kişiyi hedef almadığı için iftira suçunu değil, doğrudan adliyeyi yanıltmaya yönelik olan suç uydurma suçunu oluşturur. Yargıtay'ın kararı bu ayrıma dayanmaktadır ve hukuken isabetlidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/suc-uydurma-sucu-cezasi-tck-271.html)