6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) uyarınca verilen sınır dışı etme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde idare mahkemesinde iptal davası açılması gerekmektedir. Bu 7 günlük sürenin hukuki niteliği nedir? Bu davanın açılması, sınır dışı etme kararının icrasını kendiliğinden durdurur mu? Mahkemenin bu tür davalarda 'yürütmenin durdurulması' talebini incelerken, İYUK m. 27'de aranan 'telafisi güç veya imkânsız zararların doğması' şartını, özellikle 'geri gönderme yasağı' (non-refoulement) ilkesi bağlamında nasıl yorumlaması beklenir?
YUKK'da belirtilen 7 günlük süre, hak düşürücü bir süredir. Bu süre içinde dava açılmazsa, yabancının dava açma hakkı ortadan kalkar ve sınır dışı etme kararı idari yönden kesinleşir. YUKK m. 53/3 uyarınca, dava açılması, sınır dışı etme kararının icrasını (yani yabancının fiilen gönderilmesi işlemini) kendiliğinden durdurur. Bu, kanun koyucunun yabancıya tanıdığı önemli bir güvencedir ve yargısal denetim sonuçlanana kadar kişinin gönderilmesini engeller. Bu nedenle, ayrıca bir yürütmenin durdurulması kararına ihtiyaç yoktur; dava açmak tek başına yürütmeyi durdurur. Ancak, mahkemenin yürütmenin durdurulması talebini ayrıca değerlendirmesi gerekirse, İYUK m. 27'deki 'telafisi güç veya imkânsız zararlar' şartı, bu tür davalarda özel bir anlam kazanır. 'Geri gönderme yasağı' (non-refoulement) ilkesi, bir kişinin işkence, zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı ya da ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi görüşleri nedeniyle hayatının veya özgürlüğünün tehdit altında olacağı bir ülkeye gönderilememesini ifade eden uluslararası hukukun emredici bir kuralıdır (jus cogens). Eğer davacı, geri gönderileceği ülkede bu tür bir riskle karşı karşıya olduğunu iddia ediyorsa, 'telafisi imkânsız zarar' şartının en ağır şekliyle gerçekleştiği kabul edilmelidir. Zira yaşam hakkı veya işkence görmeme hakkının ihlali, sonradan tazmin edilmesi mümkün olmayan mutlak zararlardır. Bu nedenle mahkeme, bu iddiaları ciddiyetle ele almalı ve en ufak bir şüphe durumunda dahi yürütmeyi durdurma yönünde bir eğilim göstermelidir. (Kaynak: avmehmetgenc.com/sinir-disi-kararina-itiraz-ve-iptal-davasi/)