1475 sayılı İş Kanunu'nun halen yürürlükte olan 14. maddesi, muvazzaf askerlik nedeniyle iş akdini fesheden işçinin kıdem tazminatına hak kazanacağını düzenlemektedir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 1991/17410 E. sayılı kararında, askere sevk tarihinden 1 yıl önce işten ayrılan işçinin kıdem tazminatı talebini 'makul süre' kriterine uymadığı gerekçesiyle reddettiği görülmektedir. Bu 'makul süre' kavramının hukuki niteliğini, iş hukukunun temel ilkeleri (özellikle işçinin korunması ilkesi) ve hakkın kötüye kullanılması yasağı (TMK m. 2) çerçevesinde tartışınız. Yargıtay'ın bu yorumunun, kanunun lafzı ve ruhu ile ne ölçüde uyumlu olduğunu değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210495

1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi, askerlik nedeniyle işten ayrılmayı kıdem tazminatına hak kazanılan bir neden olarak sayarken, fesih için belirli bir süre şartı koymamıştır. Yargıtay, kanundaki bu boşluğu içtihat yoluyla 'makul süre' kavramı ile doldurmaktadır. Bu kavram, hakkın dürüstlük kuralına uygun kullanılmasını temin etmeyi amaçlayan, TMK m. 2'deki hakkın kötüye kullanılması yasağının bir yansımasıdır. Hukuki niteliği itibarıyla, kanun boşluğunu dolduran bir hâkim hukuku kuralıdır. İşçinin korunması ilkesi açısından, 'makul süre' kavramı, işçinin askerlik görevini bir bahane olarak kullanarak uzun süre önce işten ayrılıp, bu süreçte başka bir işte çalışması gibi durumları engelleyerek işveren-işçi dengesini korumayı hedefler. Ancak bu yorumun çok katı uygulanması, kanunun işçiye tanıdığı hakkı daraltıcı bir etki yaratabilir. Yargıtay'ın (Y9HD, 1991/17410 E.) 1 yıllık süreyi makul bulmaması, askerlik hizmeti ile işten ayrılma arasındaki illiyet bağının koptuğu varsayımına dayanır. Bu yorum, kanunun lafzında olmasa da ruhuna, yani feshin sebebinin gerçekten askerlik hizmeti olması gerekliliğine uygun bir yorum olarak kabul edilebilir. Metinde belirtilen 3-6 aylık sürenin makul kabul edilmesi de bu dengeyi sağlamaya yöneliktir. (Kaynak: ayboga.av.tr/askerlik-nedeniyle-isten-ayrilma/)