Sözleşmenin 'korkutma (ikrah)' nedeniyle iptalinde, 818 sayılı BK m. 30'da yer alan 'ağır ve derhal vuku bulacak bir tehlike' şartı ile 6098 sayılı TBK m. 38'de yer alan 'ağır ve yakın bir zarar tehlikesi' şartı arasında terminolojik fark dışında esasa ilişkin bir değişiklik var mıdır? 'Yakın tehlike' kavramını, metinde belirtildiği gibi 'tehdit edilen kişiye tehlikeyi önlemek için gerekli tedbirlere başvurma imkânı bırakmayan tehlike' tanımı üzerinden analiz ediniz. Bir alacaklının, borçluya 'borcunu ödemezsen hakkında icra takibi başlatacağım ve tüm malvarlığını haczettireceğim' demesi, TBK m. 38/2 (BK m. 30/2) kapsamında 'bir hakkın veya kanuni salahiyetin kullanılacağı tehdidi' olarak mı değerlendirilmelidir? Bu tehdidin korkutma sayılabilmesi için hangi ek koşulun varlığı gerekir?
818 sayılı BK'daki 'derhal vuku bulacak' ifadesi ile 6098 sayılı TBK'daki 'yakın' ifadesi arasında esasa ilişkin köklü bir değişiklik bulunmamaktadır. Yeni kanun, eski kanundaki ifadeyi daha modern ve anlaşılır bir terminolojiyle açıklamıştır. Her iki ifade de, tehdit edilen kişinin, maruz kaldığı tehlikeyi bertaraf etmek için normal hukuki veya fiili yollara başvurma imkanından yoksun bırakıldığı, acil ve baskı altında bir karar verme durumunu ifade eder. 'Yakın tehlike'nin analizi: Bu kavram, tehlikenin zaman ve mekan olarak mutlak yakınlığını değil, korkutulan kişinin sübjektif durumuna göre tehlikeyi önleme imkanının olup olmamasını ifade eder. Örneğin, ıssız bir yerde silahla tehdit edilen kişi için tehlike yakındır. Ancak şehir merkezinde, 'yarın seni dövdüreceğim' şeklindeki bir tehdit, kişiye polise başvurma gibi önlemler alma imkanı tanıdığı için 'yakın tehlike' olarak kabul edilmeyebilir. Alacaklının 'icra takibi başlatacağım' tehdidi, tek başına hukuka aykırı bir korkutma oluşturmaz. Bu, TBK m. 38/2 kapsamında 'bir hakkın veya kanuni bir yetkinin kullanılacağının bildirilmesi' niteliğindedir. Alacaklının alacağını yasal yollarla talep etmesi en doğal hakkıdır. Bu tehdidin hukuka aykırı bir korkutma (ikrah) sayılabilmesi için ek bir koşulun varlığı gerekir: Tehdit edenin, bu yasal hakkını kullanma tehdidiyle, karşı tarafın içinde bulunduğu zor durumdan (müzayaka halinden) yararlanarak 'aşırı bir menfaat' (fahiş menfaat) sağlamış olması gerekir. Örneğin, 100.000 TL borcu olan birine, 'Ya borcunu ödersin ya da hemen icraya veririm, ama şimdi 10.000 TL'lik şu malını bana 1.000 TL'ye satarsan takibi başlatmam' demek, aşırı menfaat sağlama amacı taşıdığı için korkutma olarak değerlendirilebilir ve bu yolla yapılan satış sözleşmesi iptal edilebilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/borclar-hukuku/korkutma-ikrah-nedeniyle-sozlesmenin-iptali-veya-feshi-nedir-bk.html)