TCK m. 271'de düzenlenen 'suç uydurma' suçu, 'şekli' ve 'maddi' suç uydurma olarak ikiye ayrılmaktadır. Bir kişinin, komşusunun arabasının camını kırıp ardından polisi arayarak 'arabam soyuldu' şeklinde şikayette bulunması eylemini, bu iki kavram arasındaki farkı ve suçun unsurlarını dikkate alarak hukuken nitelendiriniz. Bu eylemde, 'suçun delil veya emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurma' unsuru nasıl gerçekleşmiştir? Bu suçun, adliyeye karşı suçlar başlığı altında düzenlenmesinin temel felsefesi nedir?
Söz konusu eylem, TCK m. 271'de tanımlanan 'maddi suç uydurma' suçunu oluşturur. Hukuki nitelendirme şu şekildedir: 1) Şekli ve Maddi Suç Uydurma Farkı: - Şekli Suç Uydurma: Failin, sadece bir beyanla (ihbar veya şikayet), işlenmemiş bir suçu işlenmiş gibi yetkili makamlara bildirmesidir. Herhangi bir fiziki delil yaratma eylemi yoktur. Örnek: Polisi arayıp 'Falanca yerde kavga var' demek. - Maddi Suç Uydurma: Failin, sadece beyanda bulunmakla kalmayıp, aynı zamanda işlenmemiş olan bu suça ilişkin fiziki deliller veya belirtiler (emareler) yaratmasıdır. 2) Suçun Unsurlarının Gerçekleşmesi: Varsayımsal olayda fail, sadece 'arabam soyuldu' demekle kalmamış (şekli unsur), aynı zamanda bu hırsızlık suçunun işlendiği izlenimini yaratmak için arabanın camını kırmıştır. Kırık cam, hırsızlık suçuna ilişkin uydurulmuş bir 'delil veya emare' niteliğindedir. Bu eylem, 'soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde' uydurulmuştur, çünkü kırık bir araba camı gören kolluk kuvveti, doğal olarak bir hırsızlık veya mala zarar verme suçundan şüphelenerek soruşturma işlemlerine başlayacaktır. Fail, işlenmediğini bildiği bir suçu (hırsızlık), hem beyanıyla hem de yarattığı fiziki delille yetkili makamlara bildirerek maddi suç uydurma suçunun tüm unsurlarını gerçekleştirmiştir. 3) Suçun Felsefesi: Bu suçun 'Adliyeye Karşı Suçlar' bölümünde düzenlenmesinin felsefesi, adli makamların (polis, savcılık, mahkeme) kaynaklarını ve zamanını, gerçekte var olmayan suçları araştırmak için gereksiz yere meşgul etmesini önlemektir. Bu tür asılsız ihbarlar, adliyenin asıl görevlerini yapmasını engeller, kamu kaynaklarının israfına yol açar ve adalet sisteminin etkinliğine ve güvenilirliğine zarar verir. Bu nedenle kanun koyucu, bu tür eylemleri cezalandırma yoluna gitmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/suc-uydurma-sucu-cezasi-tck-271.html)