Bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı hareket ederek işlediği fiilin TCK m. 257 (görevi kötüye kullanma) kapsamında cezalandırılabilmesi için aranan 'kamunun zararı', 'kişilerin mağduriyeti' veya 'kişilere haksız menfaat sağlama' unsurlarının hukuki niteliği nedir? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/10023 E. sayılı kararında bu unsurların nasıl bir 'objektif cezalandırma koşulu' olarak ele alındığını analiz ediniz.
Bu unsurlar, görevi kötüye kullanma suçunun kurucu unsurları değil, 'objektif cezalandırma koşulları'dır. Yani, failin kastının bu sonuçlara yönelmesi gerekmez. Failin, görevinin gereklerine aykırı davrandığını bilmesi ve istemesi (kast) yeterlidir. Bu aykırı davranış sonucunda, failin kastından bağımsız olarak, kamunun bir zararı, kişilerin bir mağduriyeti veya birilerine haksız bir menfaat sağlanması neticelerinden birinin 'objektif olarak' gerçekleşmesi, failin cezalandırılabilmesi için aranan ek bir şarttır. Yargıtay'ın anılan kararında, polis memurunun GBT bilgisini üçüncü bir kişiye vermesi eyleminde, bu objektif cezalandırma koşullarından birinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetime imkan verecek şekilde tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Eğer bu sonuçlardan hiçbiri doğmamışsa, fiil kasten işlenmiş olsa bile görevi kötüye kullanma suçu oluşmaz. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-258-goreve-iliskin-sirrin-aciklanmasi-sucu.html)