TCK m. 266'da düzenlenen 'kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma' nitelikli halinin uygulanabilmesi için, 'ilgili suçun tanımında kamu görevlisi sıfatının esasen göz önünde bulundurulmamış olması' şartı ne anlama gelmektedir? Bu şartın, 'zimmet' (TCK m. 247) veya 'rüşvet' (TCK m. 252) gibi suçlarda neden uygulanamayacağını izah ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210154

TCK m. 266'daki bu şart, mükerrer bir ağırlaştırmayı önlemeyi amaçlar. Eğer bir suçun temel şekli, zaten sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilen bir 'özgü suç' ise, failin kamu görevlisi olması zaten suçun kurucu unsurudur. Bu durumda, aynı sıfat nedeniyle bir kez daha ceza artırımı yapmak, 'non bis in idem' (aynı nedenle iki kez cezalandırmama) ilkesine aykırı olur. Zimmet (TCK m. 247) ve rüşvet (TCK m. 252) gibi suçlar, tanımları gereği sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilir. Yani 'kamu görevlisi sıfatı', bu suçların temel tanımında zaten göz önünde bulundurulmuştur. Bu nedenle, bir kamu görevlisi zimmet suçunu işlerken görevi gereği elindeki bilgisayarı kullansa bile, hakkında TCK m. 266 uygulanmaz. TCK m. 266, failin kamu görevlisi olmasının zorunlu olmadığı genel suçlar (örneğin, tehdit, yaralama, hakaret) için geçerlidir. Bir polis memurunun görev silahıyla tehdit suçu işlemesi bu duruma örnektir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-266-kamu-gorevine-ait-arac-ve-gerecleri-sucta-kullanma-sucu.html)