Bir kişinin, sosyal medya üzerinden '... partisinin üyelerini yok edeceğiz, bitireceğiz' şeklinde bir ifade kullanması, TCK m. 114'te düzenlenen 'siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi' suçu ile TCK m. 106'daki 'tehdit' suçu arasındaki ilişki açısından nasıl değerlendirilmelidir? Bu durumda 'fikri içtima' kurallarının uygulanıp uygulanamayacağını, korunan hukuki değerleri dikkate alarak tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210140

Bu eylem, hem tehdit suçunun (TCK m. 106) hem de siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi suçunun (TCK m. 114) unsurlarını taşımaktadır. Ancak bu durumda 'farklı neviden fikri içtima' (TCK m. 44) yerine, 'bileşik suç' (TCK m. 42) veya 'tüketen-tükenen norm' ilişkisi gündeme gelir. TCK m. 114, siyasi hakların 'cebir veya tehdit' kullanılarak engellenmesini düzenler. Yani, tehdit, bu suçun kurucu bir unsurudur. Failin amacı, sadece korkutmak değil, bu korkutma eylemi aracılığıyla kişilerin siyasi faaliyetlerini engellemektir. Bu durumda, daha genel bir norm olan tehdit suçu, daha özel ve nitelikli bir norm olan TCK m. 114'ün içinde erimiş (absorbe edilmiş) sayılır. Fail, tek bir fiille her iki suçu da işlediği için, sadece cezası daha ağır olan özel normdan, yani TCK m. 114'ten cezalandırılır. Tehdit suçundan ayrıca ceza verilmez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/9881 sayılı kararında da eylem doğrudan TCK m. 114 kapsamında değerlendirilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/siyasi-haklarinin-kullanilmasinin-engellenmesi-sucu-cezasi.html)