Bir ceza davasında, sanığın eyleminin hem TCK m. 185'teki 'gıda veya suyun bozulması' suçunu hem de 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'ndaki bir idari para cezasını gerektiren bir kabahati oluşturması durumunda, 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama) ilkesi bu duruma uygulanır mı? Anayasa Mahkemesi'nin, 'idari yaptırım' ile 'cezai yaptırım' ayrımına ilişkin içtihatları bu konuda nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210134

Bu konu, 'ne bis in idem' ilkesinin idari yaptırımlar ve cezai yaptırımlar arasındaki ilişkide nasıl uygulanacağıyla ilgili karmaşık bir alandır. Anayasa Mahkemesi ve AİHM'in 'Engel Kriterleri' olarak bilinen içtihatlarına göre, bir fiilin hem idari hem de cezai olarak yaptırıma bağlanması, 'ne bis in idem' ilkesinin ihlali anlamına gelebilir. Bu ilkenin ihlal edilip edilmediğini anlamak için, iki yargılamanın 'yeterince sıkı bir maddi ve zamansal bağa' sahip olup olmadığına bakılır. Eğer gıda mevzuatındaki idari para cezası, sadece teknik bir kural ihlalini (örneğin, etiketleme hatası) cezalandırırken, TCK m. 185'teki suç, insan sağlığını tehlikeye atma gibi farklı ve daha ağır bir haksızlığı hedef alıyorsa, iki yaptırımın farklı amaçlara hizmet ettiği ve ilkenin ihlal edilmediği savunulabilir. Ancak, her iki yaptırım da aynı fiili (örneğin, limit üstü pestisit kullanımı) ve aynı amacı (kamu sağlığını koruma) hedef alıyorsa, kişiye hem idari para cezası hem de hapis cezası verilmesi, 'ne bis in idem' ilkesinin ihlali olarak kabul edilebilir. Bu durumda, genellikle daha ağır olan cezai yaptırımın uygulanması, diğerinin ise uygulanmaması veya mahsup edilmesi gerekir. (Kaynak: avmehmetgenc.com/yiyecek-icecek-ve-sulari-bozma-veya-zehirli-madde-katma-sucu-ve-cezasi)