6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 30/3, 'yetkisi olmadığı hâlde başkasına ait marka hakkı üzerinde devretmek, lisans veya rehin vermek suretiyle tasarrufta bulunma' fiilini özel bir suç olarak tanımlamıştır. Bu suçun, TCK m. 157'deki dolandırıcılık suçundan farkı nedir? Bir kişinin, sahte belgelerle, kendisine ait olmayan bir markayı başkasına lisanslayarak para alması, her iki suçu da oluşturur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210130

İki suç arasında hem korunan hukuki değer hem de suçun unsurları açısından fark vardır. 1) SMK m. 30/3: Bu suç, öncelikli olarak 'sınai mülkiyet hakkını' ve marka siciline duyulan 'kamu güvenini' korur. Suçun oluşması için, failin yetkisiz bir şekilde marka üzerinde hukuki bir tasarruf (devir, lisans, rehin) işlemi yapması yeterlidir. Bu işlemden bir yarar sağlayıp sağlamaması veya karşı tarafı aldatıp aldatmaması önemli değildir. Bu bir 'tehlike' suçudur. 2) Dolandırıcılık (TCK m. 157): Bu suç ise 'malvarlığı' hakkını korur. Suçun oluşması için, failin 'hileli davranışlarla' karşı tarafı 'aldatması' ve bu aldatma sonucu ondan 'haksız bir yarar' sağlaması gerekir. Bu bir 'zarar' suçudur. Bir kişinin sahte belgelerle, kendisine ait olmayan bir markayı başkasına lisanslayarak para alması eylemi, her iki suçu da oluşturur. Çünkü fail, hem yetkisi olmadan marka üzerinde bir tasarrufta bulunmuş (SMK m. 30/3) hem de hileli davranışlarla karşı tarafı aldatarak ondan haksız bir menfaat temin etmiştir (TCK m. 157). Bu durumda 'farklı neviden fikri içtima' (TCK m. 44) kuralları uygulanır ve fail, cezası daha ağır olan suçtan (genellikle nitelikli dolandırıcılık) cezalandırılır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/fikri-ve-sinai-haklar-mahkemesi-gorevine-giren-suclar.html)