Bir sanığın, internet üzerinden birden fazla kişiyi, farklı zamanlarda, aynı yöntemle (örneğin sahte uzlaşma belgeleriyle) dolandırması eylemi, TCK m. 43'teki zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına olanak tanır mı? Bu durumda 'mağdurun farklı olması' kuralının, nitelikli dolandırıcılık gibi suçlarda Yargıtay tarafından nasıl yorumlandığını tartışınız.
TCK m. 43/1, zincirleme suçun kural olarak 'aynı kişiye karşı' işlenmesi gerektiğini belirtir. Mağdurun farklı olması, kural olarak zincirleme suçun uygulanmasına engeldir ve her bir mağdura karşı işlenen fiil, ayrı bir suç sayılır (gerçek içtima). Dolayısıyla, sanığın farklı kişileri dolandırması, kural olarak birden fazla dolandırıcılık suçunu oluşturur. Ancak, Yargıtay bazı istisnai durumlarda, özellikle mağdurun kimliğinin suçun niteliği açısından önem taşımadığı ve failin tek bir genel kararla, seri halde, belirsiz sayıda kişiyi hedef aldığı bazı dolandırıcılık veya sahtecilik eylemlerinde, mağdurlar farklı olsa bile zincirleme suç hükümlerinin uygulanabileceğine dair kararlar vermiştir. Bu, doktrinde tartışmalı olan ve 'genişletici yorum' olarak kabul edilen bir yaklaşımdır. Ancak genel kural ve baskın görüş, mağdurun farklı olduğu durumlarda zincirleme suçun uygulanamayacağı yönündedir. Her bir dolandırıcılık eylemi ayrı bir suç olarak kabul edilmelidir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/uzlasma-dolandiriciligi/ ve TCK m. 43 yorumu)