TCK m. 257'de düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunda, failin eyleminin 'icrai' veya 'ihmali' bir davranışla işlenmesi arasında, suçun oluşumu açısından bir fark var mıdır? Yargıtay'ın, bir kamu görevlisinin 'mevzuattaki emredici hükümlerin gereğini yerine getirmekte ihmal ve gecikme göstermesi'ni (ör. Yargıtay 5. CD, 2013/16375 E. kararı) nasıl bir görevi kötüye kullanma olarak nitelendirdiğini açıklayınız.
Hayır, suçun oluşumu açısından bir fark yoktur. TCK m. 257/1, failin 'görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle', 257/2 ise 'görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstermek suretiyle' suçu işleyebileceğini belirterek, suçun hem 'icrai' (aktif bir davranışla) hem de 'ihmali' (yapması gerekeni yapmayarak) bir hareketle işlenebileceğini açıkça düzenlemiştir. Yargıtay'ın anılan kararında, cezaevi görevlilerinin, intihara meyilli olduğu bilinen bir hükümlü hakkında gerekli güvenlik önlemlerini almamaları, onu tek başına ve tehlikeli eşyalardan arındırılmamış bir koğuşa koymaları, mevzuatın kendilerine yüklediği 'koruyucu tedbirleri alma' görevini 'yapmamak' suretiyle, yani ihmali bir davranışla ihlal etmeleridir. Bu ihmal, hükümlünün intiharı gibi bir 'mağduriyet' neticesine yol açtığı için, TCK m. 257/2 kapsamında 'ihmali suretle görevi kötüye kullanma' suçunu oluşturmuştur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/infaz-kanunu-madde-18-akil-hastaligi-disinda-ruhsal-rahatsizligi-olan-hukumlulerin-cezalarinin-infazi.html)