5846 sayılı FSEK'in 71. ve 72. maddelerinde düzenlenen fikri mülkiyet suçları ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 30. maddesinde düzenlenen marka suçlarının tamamının 'şikayete bağlı suçlar' olarak düzenlenmesinin ardındaki ceza siyaseti mantığı nedir? Bu durumun, bu hakların 'mutlak hak' olma niteliği ile olan ilişkisini tartışınız.
Bu suçların tamamının şikayete bağlı olarak düzenlenmesinin ardında yatan temel mantık, bu suçlarla ihlal edilen menfaatin, öncelikli olarak 'şahsi' bir menfaat olarak görülmesidir. Fikri ve sınai haklar (telif, marka, patent vb.), sahiplerine tekelci nitelikte 'mutlak haklar' verir. Bu hakların ihlali, doğrudan doğruya hak sahibinin mali ve manevi menfaatlerine zarar verir. Kanun koyucu, bu hakların takibini ve korunmasını, öncelikle hak sahibinin kendi iradesine ve takdirine bırakmayı tercih etmiştir. Eğer hak sahibi, hakkının ihlal edilmesine rağmen, ticari veya başka bir nedenle, failin cezalandırılmasını istemiyorsa, devletin re'sen harekete geçerek bir ceza davası açmasında yoğun bir kamu menfaati görülmemiştir. Bu, bir nevi 'hakkın kullanımı'nın sahibine bırakılmasıdır. Ancak bu, bu suçların kamu düzenini hiç ilgilendirmediği anlamına gelmez; sadece takibatın başlatılması bir şarta (şikayete) bağlanmıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/fikri-ve-sinai-haklar-mahkemesi-gorevine-giren-suclar.html)