TCK m. 129/2, hakaret suçunun, kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmesi halinde faile 'ceza verilmesine yer olmayabileceğini' düzenler. Bu hükmün uygulanabilmesi için, yaralama fiili ile hakaret eylemi arasında bulunması gereken 'zaman ve nedensellik' bağını, haksız tahrik (TCK m. 29) ile karşılaştırarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #210120

TCK m. 129/2, hakaret suçu için özel olarak düzenlenmiş bir 'haksız fiile tepki' halidir ve haksız tahrikten daha dar kapsamlıdır. Aralarındaki temel farklar şunlardır: 1) Tepkinin Niteliği: Haksız tahrikte (m. 29), her türlü haksız fiile karşı işlenen her türlü suç için indirim söz konusu olabilir. TCK m. 129/2 ise sadece 'kasten yaralama' fiiline karşı 'hakaret' suçuyla tepki verilmesi halini düzenler. 2) Sonuç: Haksız tahrikte cezada zorunlu 'indirim' yapılırken, TCK m. 129/2'de hakime 'ceza vermeme' takdiri tanınmıştır. 3) Zaman ve Nedensellik Bağı: Her ikisinde de tepki ile ilk haksız fiil arasında bir nedensellik bağı olmalıdır. Ancak TCK m. 129/2'deki 'tepki olarak işlenmesi' ifadesi, haksız tahrike göre daha anlık ve doğrudan bir reaksiyonu gerektirir. Yaralama fiilinin hemen ardından, o olayın sıcaklığı ve yarattığı acı/öfke ile hakaretin söylenmesi gerekir. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra, soğukkanlılıkla söylenen bir hakaret, bu fıkra kapsamında değil, belki genel haksız tahrik hükümleri içinde değerlendirilebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2011/816 sayılı kararı, bu doğrudan tepki durumuna bir örnektir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/internetten-hakaret-sucu-yargitay-kararlari/)