İşyeri ihtiyacı nedeniyle tahliye davasında (TBK m. 350), Yargıtay'ın, tahliyesi istenen kiralanan ile ihtiyaçlının halen kullandığı (kirada olduğu) işyeri arasında bir 'kıyaslama' yapılmasını ve kiralananın 'daha üstün nitelikte' veya en azından 'eşdeğer' olmasını aramasının (Bkz. Yargıtay 6. HD 2005/752 E.), ihtiyacın 'samimiyet' unsurunun ispatındaki rolünü tartışınız.
Bu kıyaslama, ihtiyacın 'samimiyet' unsurunu objektif bir kritere bağlama amacını taşır. İhtiyaç iddiası, sübjektif bir iddiadır ve kötüye kullanılmaya açıktır. Yargıtay, bu iddianın samimiyetini denetlemek için somut ve objektif bir ölçüt geliştirmiştir. Eğer kiraya verenin tahliyesini istediği yer, hali hazırda kullandığı yerden daha kötü veya daha az elverişli ise, bu durum ihtiyacın samimi olmadığına, asıl amacın kiracıyı çıkarmak olduğuna dair güçlü bir karine oluşturur. Kiraya verenin, daha elverişsiz bir yere geçmek istemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Ancak, tahliyesi istenen yerin, yapılacak iş için daha elverişli, daha geniş, daha merkezi bir konumda veya daha prestijli olması (yani 'daha üstün nitelikte' olması), ihtiyacın ticari ve mantıksal bir temele dayandığını ve dolayısıyla 'samimi' olduğunu gösterir. 'Eşdeğerlik' durumunda ise Yargıtay, 'mülkiyet hakkına üstünlük tanınmalıdır' diyerek, mülk sahibinin kendi yerini kullanma hakkını öncelikli görmektedir. Bu kıyaslama, mahkemenin keyfiliği önleyerek, samimiyet unsurunu denetlenebilir bir zemine oturtmasını sağlar. (Kaynak: oner.av.tr/is-yeri-ihtiyaci-nedeniyle-tahliye/)