TMK m. 219'a göre, evlilik birliği içinde eşlerin çalışmalarının karşılığı olan edinimler (maaş, ücret vb.) 'edinilmiş mal' sayılır. Bir eşin, evlilik birliği devam ederken, kendi maaşıyla satın aldığı bir evin tapusunu diğer eşin üzerine yapması durumunda, bu evin mal rejimi tasfiyesindeki hukuki niteliği ne olur? Bu işlemin, 'bağışlama' olarak mı, yoksa mülkiyetin devri olarak mı yorumlanacağının tasfiye sonucuna etkisini tartışınız.
Bu durum, Yargıtay kararlarında sıkça karşılaşılan ve çözümü ispat yüküne dayanan bir sorundur. Kural olarak, bir eşin kendi edinilmiş malıyla (maaşıyla) aldığı bir malı diğer eşin adına tescil ettirmesi, TMK'daki genel karinelere göre bir 'bağışlama' olarak kabul edilir ve o mal, kendisine tescil edilen eşin 'kişisel malı' haline gelir. Bu durumda, bu mal tasfiyeye (paylaşıma) dahil edilmez. Ancak, tapuyu kendi üzerine almayan eş, bu işlemin bir bağışlama olmadığını, sadece mülkiyetin emaneten veya başka bir amaçla (örneğin, kredi kolaylığı) diğer eş üzerine yapıldığını, asıl malikin kendisi olduğunu iddia ve ispat ederse, durum değişir. Eğer bu iddiasını yazılı delil veya güçlü karinelerle ispatlayabilirse, mal 'edinilmiş mal' olarak kabul edilir ve tasfiyede yarı yarıya paylaşıma tabi tutulur. Dolayısıyla, işlemin 'bağışlama' olarak nitelendirilmesi, malın tasfiye dışı kalmasına; 'edinilmiş malın mülkiyetinin devri' olarak nitelendirilmesi ise tasfiyeye dahil edilmesine yol açar. İspat yükü, bağışlama olmadığını iddia eden eşin üzerindedir. (Kaynak: oner.av.tr/yasal-mal-rejimi/)