Bir sanık hakkında, TCK m. 62 uyarınca 'takdiri indirim' uygulanarak cezasının indirilmesi ile aynı hükümde, CMK m. 231 (HAGB) veya TCK m. 51 (erteleme) kurumlarının uygulanmasına 'sanığın kişiliği' gerekçesiyle yer olmadığına karar verilmesi, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/2464 E. sayılı kararına göre neden bir 'çelişki' olarak kabul edilmiştir? Bu durumun, kararların gerekçeli olması ilkesi (Anayasa m. 141) açısından önemini tartışınız.
Yargıtay'ın bu durumu bir çelişki olarak görmesinin temel nedeni, aynı veya benzer gerekçelerin hem sanık lehine hem de aleyhine kullanılmasıdır. TCK m. 62'deki takdiri indirim, genellikle sanığın 'yargılama sürecindeki davranışları', 'pişmanlığı' gibi olumlu kişilik özelliklerine dayanılarak uygulanır. HAGB (CMK m. 231/6-b) veya ertelemenin (TCK m. 51/1-b) uygulanmaması ise genellikle, sanığın 'kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmaması' gibi olumsuz kişilik değerlendirmelerine dayanır. Yargıtay'ın anılan kararında, mahkemenin sanığın 'yargılama sürecindeki davranışlarını' lehe değerlendirip indirim yaparken, hemen ardından 'sanığın kişiliği' gibi soyut bir gerekçeyle aleyhe kurumları uygulamaması, kendi içinde tutarsız ve çelişkili bir gerekçe olarak kabul edilmiştir. Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca kararların gerekçeli olması ilkesi, gerekçelerin sadece var olmasını değil, aynı zamanda kendi içinde tutarlı, mantıksal ve denetlenebilir olmasını da gerektirir. Bu çelişki, kararın gerekçesini sakatladığı için bir bozma nedenidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-51-tanikliktan-cekinebilecek-kimsenin-cekinmemesi.html)